HMK Madde 123



  • Davanın Geri Alınması

    HMK Madde 123

    (1) Davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabilir.




  • HMK Madde 123 Gerekçesi

    Davanın, davacı tarafından ancak davalının açık rızası ile ve hüküm kesinleşinceye kadar geri alınabileceği düzenlenmiş olup; bu düzenlemeyle geri alma işleminin ne zamana kadar yapılabileceği konusundaki muhtemel tereddütlerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır.

    Maddede, açık rızadan söz edilmek suretiyle, hâkimin davalı taraftan, davacının davasını ileride tekrar açabilme hakkını saklı tutarak geri aldığı konusunda, rızasının bulunup bulunmadığını açıkça sorması esası da düzenlenmiş olmaktadır.



  • HMK 123 (Davanın Geri Alınması) Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2017/1129 Karar : 2018/5308
    Tarih : 5.07.2018

    • HMK 123. Madde

    • Davanın Geri Alınması

    Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    Davacı taraf, 12/04/2018 tarihli dilekçesi ile davayı geri aldığını bildirmiştir.

    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 123. maddesinde ‘‘Davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabilir.’’ düzenlemesi mevcuttur.

    Mahkemece; yukarıda anılan kanun doğrultusunda davacının davanın geri alınması talebinde bulunduğu anlaşıldığından bu hususun değerlendirilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.

    SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA; bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 05/07/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2017/2909 Karar : 2018/3968
    Tarih : 26.03.2018

    • HMK 123. Madde

    • Davanın Geri Alınması

    1-Davalı kadın temyiz dilekçesinde adli yardım talebinde bulunmuştur. Adli yardıma ilişkin usul ve esaslar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 334-340. maddelerinde düzenlenmiş olup, aynı Kanunun 336/3. maddesine göre adli yardım talebi kanun yollarına başvuru sırasında Yargıtay'a yapılabilir ve Hukuk Muhakemeleri Kanununun 337/1. maddesi uyarınca da duruşma yapılmaksızın talep hakkında karar verilebilir. Davalının adli yardım talebini içeren dilekçesi ve dosya kapsamındaki belge ve bilgiler birlikte değerlendirildiğinde; davalı kadının kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken kanun yoluna başvuru giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu kanaatine varıldığından davalı kadının adli yardım talebinin temyiz harç ve giderlerine münhasır olarak kabulüne karar vermek gerekmiştir.

    2-Davacı asil 28.06.2016 tarihli beyanın da "davalı ile barışmak istemediğini, ancak davaya devam etmekte istemediğini, davadan vazgeçtiğini" beyan etmiş, davalı geri almaya açıkça muvafakat etmemiş, yargılamaya devamla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece feragat (HMK m. 309) sebebiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davayı sona erdiren kesin bir usul işlemi niteliğinde olan davadan feragatin açık, kesin ve koşulsuz olması, yasa gereğidir (HMK m.309/4). Bu haliyle, davacının 28.06.2016 tarihli beyanı açık, kesin ve koşulsuz feragat ettiğini gösterecek nitelikte bir irade beyanı niteliğinde olmayıp, 6100 sayılı HMK'nın 123. maddesinde düzenlenen davanın geri alınması niteliğindedir. Davacının 28.06.2016 tarihli beyanının HMK 123. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

    SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 26.03.2018(Pzt.)



  • YARGITAY 1. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2015/487 Karar : 2017/3815
    Tarih : 3.07.2017

    • HMK 123. Madde

    • Davanın Geri Alınması

    Dava, el atmanın önlenmesi, ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.

    Davacı maliki olduğu 4539 ada 1 parseldeki 5 nolu dubleks meskeni, davalının 2005 yılı Ağustos ayında eşya koyarak haksız yere işgal ettiğini, ihtarlarının sonuçsuz kaldığını ileri sürerek elatmanın önlenmesine, tahliyeye ve tahliye edilene kadar 12 ay için toplam 24.000.-TL ecrimisilin tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında elatmanın önlenmesi ve tahliyeye yönelik taleplerini atiye terkettiğini bildirmiştir.

    Davalı, çekişme konusu yeri harici satış sözleşmesi ile aldığını ve bedelini ödediğini, ancak davacının haksız yere sözleşmenin feshi yoluna gittiğini, davacı aleyhine ... Asliye Hukuk Mahkemesi`nin 2006/238 Esas sayılı dosyasından tapu iptal tescil davası açtığını, bu dosyanın sonucunun beklenmesi gerektiğinin belirterek davanın reddini savunmuştur.

    Mahkemece
    Davanın reddine dair verilen karar Dairece;
    “ Somut olayda, elatmanın önlenmesi ve tahliye davası yönünden davacının atiye terk beyanına karşı davalı taraf herhangi bir beyanda bulunmuş değildir. O halde, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu`nun 123. maddesi hükmünün gereği yerine getirilerek varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken bu hususun gözardı edilerek sonuca gidilmiş olması doğru değildir. " gerekçesiyle bozulmuş,

    mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda tüm istekler yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

    Hükmüne uyulan bozma ilamı gereğince karar verilmiş olması nedeniyle davacının diğer temyiz itirazları yerinde değildir.Reddine.

    Ancak mahkemece verilen 28.03.2013 tarihli ilk kararda davalı yararına 11.890, 00 TL vekalet ücretine hükmedildiği ve verilen kararın davalı tarafından temyiz edilmeyip davacının temyizi üzerine Dairece bozulduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davalı lehine hükmedilen 11.890, 00 TL vekalet ücretinin davacı yönünden kazanılmış hak oluşturduğu, bundan daha fazlaya hükmedilemeyeceği gözetilerek karar verilmesi gerekirken son kararda bu ücretin üzerinde vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir. Davacı vekilinin bu yöne değinen temyiz itirazı yerindedir.

    Ne var ki; anılan husus yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından, mahkeme kararının hüküm kısmının vekalet ücreti ile ilgili 5.bendinin hükümden çıkarılmasına, yerine "Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ye göre hesap edilen 11.890, 00-TL nispi vekalet ücretinin davacı taraftan tahsili ile davalı tarafa verilmesine" cümlesinin yazılmasına ve kararın bu hali ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu`nun 438/7. maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde yatırana iadesine, 03.07. 2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi



  • YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2017/3636 Karar : 2017/7077
    Tarih : 8.06.2017

    • HMK 123. Madde

    • Davanın Geri Alınması

    Davacı, davalı ile ... projesi dahilinde 02/12/2010 tarihinde satış vaadi sözleşmesi imzalandığını, konutun davalıya 05/08/2011 tarihinde fiili olarak teslim edildiğini, ihtarnameye rağmen davalının ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini ileri sürerek sözleşmenin feshine, davalının taşınmaza müdahalesinin menine ve tahliyesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla bağımsız bölümlerin davalıya fiili teslim tarihi olan 05/08/2011 tarihinden dava tarihine kadar işlemiş ve dava tarihinden fiilen tahliyesine kadar işleyecek olan şimdilik 10.000,00 TL ecrimisil alacaklarının tahsiline, ecrimisile karar verilmemesi durumunda söz konusu haksız kullanım nedeniyle şimdilik 10.000,00 TL nin sebepsiz zenginleşme bedeli olarak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, sözleşem gereğince satış bedelinin %3'ü oranında tazminata ve şirketin zararının %50 fazlası ile karşılanmasına, binadaki yıpranma bedelinin ödenmesine karar verilmesini istemiştir.

    Davalı, davanın reddini dilemiştir.

    Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile Davanın sözleşmenin feshi ve konutun tahliyesi yönünden kabulüne, diğere talepler yönünden bu taleplerinin atiye bırakılması nedeniyle bu talepler hakkında karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmiş, hüküm davalı tarafça temyiz edilmiştir.

    1-Davacı, eldeki dava ile sözleşmeye uygun olarak kendi üzerine düşen edimleri ifa etmesine rağmen davalının ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediği iddiası ile sözleşmenin feshi ile taşınmazın tahliyesine karar verilmesinin yanı sıra ecr-i misl,sebepsiz zenginleşme ve sözleşmeye dayalı zarar tazmini talebiyle eldeki davayı açmıştır.davacı taraf, yargılama devam ederken sözleşmenin feshi ile taşınmazın tahliyesi dışındaki talepleri yönünden davayı atiye bıraktığına dair dilekçe sunmuş, duruşmada da aynı talebini yenilemiştir. Bilindiği gibi HMK'nın 123. maddesine göre davanın geri alınabilmesi için davalının açık muvafakatına ihtiyaç vardır. Mahkemece davalının muvafakat edip etmediği sorulmadan karar verilmiştir. Hal böyle olunca mahkemce,davacının atiye bıraktığı talepleri yönünden rızası bulunup bulunmadığı sorulmalı, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken bu yön gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

    2-Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.

    SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına, HUMK’n



  • YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2015/10332 Karar : 2017/10006
    Tarih : 8.06.2017

    • HMK 123. Madde

    • Davanın Geri Alınması

    A) Davacı isteminin özeti:

    Davacı vekili, davacının 15/05/2006-31/12/2009 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığını, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti alacaklarını istemiştir.

    B)Davalı cevabının özeti:

    Davalı ... vekili, sözleşmenin süreli olduğunu, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

    Davalı Şirket davaya cevap dilekçesi vermemiştir.

    C)Yerel Mahkeme kararının özeti:

    Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davalı ... Petrol Ürünleri Ltd. Şti yönünden açılan dava atiye terk edildiğinden, diğer davalı yönünden dava konusu alacak talepleri devam ettiğinden HMK.nun 123. maddesi uyarınca davalı ... başkanlığının açık rızası alınmasına gerek olmadığından davalı ... Petrol Ürünleri Ltd. Şti. yönünden açılan davanın atiye terk nedeniyle bu davalı hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, dosya kapsamında iş sözleşmesinin feshine ilişkin yazılı delilin mevcut olmadığı, dosya kapsamında ki belgelerden davacının çalıştığı son alt iş verenin ihalesinin sona erdiğinden işten çıkarıldığı anlaşıldığından davacının sözleşmesinin eylemli olarak davalı iş veren tarafından sona erdirildiği kanaat ve sonucuna varıldığı, davacıya ait özlük dosyası, hizmet alım sözleşmeleri, SGK hizmet dökümü ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacının alt iş veren şirketler aracılığıyla davalı belediyede 25/05/2004 - 31/12/2009 tarihlerine kadar çalıştığı sonucuna varıldığı, dosya kapsamından davalı idarenin ilaçlama, yol bakım onarım gibi işlerini ihaleye çıkarmak suretiyle hizmet aldığı, bu nedenle davalı idare ile ihale işini alan şirketler arasındaki ilişkinin 4857 sayılı Yasa'nın 2/6 maddesi ve Yargıtay yerleşik kararları dikkate alındığında asıl iş veren - alt iş veren ilişkisi olduğu ve müteselsilen sorumlu oldukları kanaat ve sonucuna varıldığı, davacının çalıştığı süre yönünden ise yapılan değerlendirmede; davacının sigorta kayıtlarına göre çalıştığı şirketlerin aynı tarihlerde davalı ... ile aralarında hizmet alım sözleşmelerinin olduğu ve işyeri adreslerinin ... Belediyesi adresi olduğu ayrıca yapılan işin niteliği gereği ihale dönemi çalışmasının söz konusu olamayacağından davacının 15/05/2006-31/12/2009 tarihleri arasında çalıştığı kabul edildiği, davacının kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin alacağı bulunduğu kanaatine varılarak hükme esas almaya yeterli bulunan bilirkişi tarafından yapılan hesaplamalar nazara alınarak aşağıda ki şekilde karar verildiği, Mahkeme'nin 2011/664 Esas 2012/688 sayılı benzer nitelikteki kararının Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2012/31310 Esas 2014/24624 karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verildiği gerekçesi ile davalı ... bakımından davanın kabulüne karar verilmiştir.

    D)Temyiz:

    Karar süresi içinde davalı ... avukatı tarafından temyiz edilmiştir.

    E)Gerekçe:

    1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı ... Başkanlığının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

    2- Çalışma olgusunu işçi ispatlamak zorundadır.

    Somut uyuşmazlıkta, davacının hizmet dökümüne göre 31/10/2006-01/03/2007 tarihleri arasında hiç bir yerde çalışması görünmemektedir. Bu süre de hizmet süresine dahil edilmiş ise de bu sürenin neden dahil edildiği açıklanmamıştır. Bu nedenle bu süre taraflardan sorularak gerekirse ilgili yerlerden ilgili belgeler getirtilerek sonuca gidilmelidir.Yeterli araştırma yapılmadan, davacının davalı nezdinde çalıştığına dair yeterli delil bulunmaksızın bu sürenin de hizmet süresine eklenmesi hatalıdır.

    F) SONUÇ:

    Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebepden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 08/06/2017 gününde oybirliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 16. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2016/18093 Karar : 2017/3302
    Tarih : 9.05.2017

    • HMK 123. Madde

    • Davanın Geri Alınması

    Kadastro sonucu ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 123 ada 51 parsel sayılı 1.629,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 123 ada 21 parsel sayılı taşınmazdan ifraz görerek 01.03.2006 tarihinde hükmen davalı ... adına tescil edilmiştir. Davacı ... miras yoluyla gelen hakka dayanarak miras payı oranında tapu kaydının iptali ve adına tescil istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    Davacı ... vekili karar tarihinden sonra 23.12.2016 tarihli dilekçe ile davasını geri aldığını bildirmiş olup davalı ... da 23.12.2016 tarihli dilekçe ile davacı tarafın davayı geri alma talebini kabul ettiğini beyan etmiştir. Davanın geri alınabilmesinin koşulları 6100 sayılı HMK’nın 123. maddesinde belirtilmiştir. Anılan madde uyarınca, “Davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabilir”. Davalının açık rızası dışında, davayı geri alma yasağı bulunmaktadır. Davalının açık muvafakatinin bulunması halinde ise, davanın esası hakkında bir karar verilmez. Mahkemece bir karar verilip, davadan el çekildikten sonra temyiz aşamasında davacı yan tarafından davanın geri alındığı bildirildiğine ve bu aşamada karar verme yetkisi yerel mahkemeye ait bulunduğuna göre, davacının davayı geri alma beyanı hakkında bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmektedir. Açıklanan nedenle, davacının geri alma beyanı ile ilgili karar verilmek üzere hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için belirlenen 1.350,00 TL vekalet ücretinin aleyhine temyiz olunandan alınarak, duruşmada kendisini vekil ile temsil ettiren davacıya verilmesine,

    peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 09.05.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 21. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2016/19254 Karar : 2017/3078
    Tarih : 13.04.2017

    • HMK 123. Madde

    • Davanın Geri Alınması

    Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01/11/2013-16/02/2015 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.

    Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde,HMK 123. Maddesi gereğince karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir.

    Hükmün, davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

    Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere göre ve özellikle, davanın 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 7. maddesine eklenen 6552 sayılı Yasanın 64. maddesinin yürürlüğe girdiği 11/09/2014 tarihinden sonra açıldığı ve Sosyal Güvenlik Kurumunun bu hüküm gereğince davadaki sıfatının feri müdahil olduğu, ancak karar başlığında davalı olarak gösterildiği, bu durumun maddi hataya dayandığı ve karar mahallinde her zaman düzeltilmesinin mümkün olduğu anlaşıldığından davalı Kurum vekilinin yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle, sonucu itibari ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 13/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2017/1251 Karar : 2017/2667
    Tarih : 28.03.2017

    • HMK 123. Madde

    • Davanın Geri Alınması

    Dava,... sigortalılığının tespiti ile 6552 sayılı Kanunun yapılandırma hükümlerinden yararlandırılması istemine ilişkindir.

    Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

    Mahkemece, yazılı şekilde karar verildikten sonra davacı asilin, davadan feragat ettiğini belirten 12.01.2017 tarihli dilekçeyle Mahkemeye başvurduğu anlaşılmaktadır.

    Davanın yasal dayanağı olan 2926 sayılı Kanunun “sigortalılığın başlangıcı ve zorunlu oluşu” başlığını taşıyan 5. maddesinin birinci fıkrasında, “2. madde kapsamına girenler, on sekiz yaşını doldurdukları tarihi takip eden yıl başından itibaren sigortalı sayılırlar. Ancak, 7. maddede belirtilen süre içinde kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülükleri kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden ay başından itibaren başlar.”, ikinci fıkrasında, “Bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemez ve kaçınılamaz.” hükmü öngörülmüş olup; sigortalı olmak, kamu düzenine ilişkin, kişiye bağlı, vazgeçilemez ve kaçınılamaz hak ve yükümlülük doğuran bir hukuksal statü meydana getirmektedir. Kişilerin ve sosyal güvenlik kuruluşlarının bu statünün oluşumundaki rolü, yenilik doğurucu ve iradi bir durum değil, kanun gereği kendiliğinden oluşan statüyü belirlemekten ibarettir. Dolayısıyla, sosyal güvenlik hakkından HMK. 307. (HUMK. 91.) maddesi kapsamında feragat olanaksızdır ve açılan sigortalılığın ve sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davadan da vazgeçilemez. Davacı ancak, HMK. 123. maddesinde düzenlenen hakkını kullanabilir ve ileride yeniden dava açabilme hakkını saklı tutarak, davalının rızası ile davanın takibinden vazgeçebilir veya HMK. 150. maddesi hükmü gereğince davayı takip etmeyerek yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılması ve giderek davanın açılmamış sayılması sonucunu elde edebilir.

    Bu nedenle; inceleme konusu davada, davacı asilin davadan feragat ettiğini bildirdiğine göre Mahkemece, HMK. 123. veya duruma göre HMK. 150. maddelerinde öngörülen prosedür işletilmeli, sonuca göre dava konusu istem hakkında karar verilmelidir.

    Yukarıda açıklanan ve hükümden sonra ortaya çıkan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulduğunda, Mahkemece verilen kararın, usul ve yasaya aykırı olduğu belirgin olup, bozulması gerekmektedir.

    O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

    SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28.03.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi



  • YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2017/605 Karar : 2017/1130
    Tarih : 6.02.2017

    • HMK 123. Madde

    • Davanın Geri Alınması

    Dava itirazın kaldırılması ve kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiş ise de, davacı vekilinin dosyaya ibraz olunan tarihsiz dilekçesinde, HMK’nun 123. maddesi gereğince davasını geri aldığı, davalı vekilinin vermiş olduğu 04.03.2016 günlü dilekçe içeriğinden ise davanın geri alınmasının kabul edildiği anlaşıldığından, mahkemece talep doğrultusunda işlem yapılmak üzere, kararın bozulması gerekmiştir.

    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davanın geri alınması sebebiyle İİK'nun 366. ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına taraflarca İİK`nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temiz edene iadesine, 06.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 6. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2015/7714 Karar : 2016/3087
    Tarih : 14.04.2016

    • HMK 123. Madde

    • Davanın Geri Alınması

    Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA ve aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere iadesine, 14.04.2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

    KARŞI OY YAZISI

    Dayanak icra takibinde alacaklı davacı kira alacağına ilişkin takip talebinde bulunmuş, itiraz nedeniyle takibin durması üzerine eldeki davayı açmış, dava dilekçesinde önce sadece itirazın iptali isteminde bulunmuş, daha sonra sunduğu ıslah dilekçesiyle talep sonucuna tahliyeyi de eklemiştir.

    Davacının talep sonucunu değiştirmesi 6100 sayılı HMK 123 (1086 sayılı HUMK 185/2) gereği yasaktır. Talep sonucuna yeni talep eklemek te aynı kapsamdadır (KURU, Prof. Dr. ., Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, İstanbul 2001, Cilt: II, sh: 1700). Ancak HMK 141/2 ye göre bunun iki istisnası vardır: 1) karşı tarafın açık muvafakati ve 2) ıslah (KURU, age, Cilt: II, sh: 1725).

    ./..

    Islah HMK 176 ya (HUMK 83) göre, yargılama sırasında taraflara yaptıkları usul işlemini bir kereye mahsus düzeltme veya değiştirme hakkı veren bir usul müessesesidir. Karşı tarafın muvafakati gerekmediği gibi usulî kazanılmış hakkın da istinasıdır. Taraf, usul işlemini tamamen veya kısmen ıslah edebilir. Islahla talep sonucuna yeni talep eklemek te mümkündür (KURU, age, Cilt: IV, sh: 3965 vd, 4021).

    Eldeki davada alacaklı davacı, dayanak takip talepnamesinde tahliye istediğine göre işbu davada, bidayette sadece itirazın iptalini istemiş olsa da sonradan ıslahla talep sonucuna tahliyeyi de ekleyebilmelidir. Kanun tarafa tam ıslah yetkisi bile vermiştir. Buna göre davacı isterse dava dilekçesini, başlık ve taraflar hariç bütünüyle de değiştirebilir. Örneğin başta temerrüt nedeniyle tahliye isteğine ilişkin dava dilekçesini tamamıyla değiştirerek maddi ve manevi tazminata dönüştürebilir.

    Açıklanan nedenlerle ıslah hakkında çoğunluk görüşüne katılmıyorum.



  • YARGITAY 16. HUKUK DAİRESİ
    Esas: 2016/18093 Karar: 2017/3302
    Tarih: 09.05.2017

    • HMK 123. Madde

    • Davanın Geri Alınması

    Kadastro sonucu ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 123 ada 51 parsel sayılı 1.629,00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz 123 ada 21 parsel sayılı taşınmazdan ifraz görerek 01.03.2006 tarihinde hükmen davalı adına tescil edilmiştir. Davacı miras yoluyla gelen hakka dayanarak miras payı oranında tapu kaydının iptali ve adına tescil istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    Davacı vekili karar tarihinden sonra 23.12.2016 tarihli dilekçeyle davasını geri aldığını bildirmiş olup davalıda 23.12.2016 tarihli dilekçeyle davacı tarafın davayı geri alma talebini kabul ettiğini beyan etmiştir. Davanın geri alınabilmesinin koşulları 6100 Sayılı HMK'nın 123. maddesinde belirtilmiştir. Anılan madde uyarınca, "Davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabilir". Davalının açık rızası dışında, davayı geri alma yasağı bulunmaktadır. Davalının açık muvafakatinin bulunması halinde ise, davanın esası hakkında bir karar verilmez. Mahkemece bir karar verilip, davadan el çekildikten sonra temyiz aşamasında davacı yan tarafından davanın geri alındığı bildirildiğine ve bu aşamada karar verme yetkisi yerel mahkemeye ait bulunduğuna göre, davacının davayı geri alma beyanı hakkında bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmektedir.

    SONUÇ : Açıklanan nedenle, davacının geri alma beyanı ile ilgili karar verilmek üzere hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için belirlenen 1.350,00 TL vekalet ücretinin aleyhine temyiz olunandan alınarak, duruşmada kendisini vekil ile temsil ettiren davacıya verilmesine, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 09.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ
    Esas: 2015/20987 Karar: 2017/1968
    Tarih: 09.03.2017

    • HMK 123. Madde

    • Davanın Geri Alınması

    Davacı vekili, karar tarihinden sonra 17.02.2017 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiği anlaşılmaktadır.

    Çekişmeli yargıda kural olarak, "tasarruf ilkesi" geçerlidir ve taraflar davaya konu üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabilirler. Bu suretle davaya son verilebilmesinin bir yöntemi davadan feragattir ve anılan kurum 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307 ila ( mülga 1086 Sayılı Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunu'nun 91 ila ) düzenlenmiştir.

    Hükmün kesinleşmesinden önceki herhangi bir aşamada davadan feragat edilebilir. Temyiz edilen ve fakat henüz temyiz Dairesince görüşülmeyen bir karar, usûl hukuku çerçevesinde kesinleşmiş olmadığından, bu aşamada davadan feragat mümkündür.

    Hâkim, gördüğü davada tahkikatı bitirip hüküm kurduktan sonra davadan elini çekmiş olur ve kural olarak dava sonunda verilen karar temyiz edilip bozulmadan ve bu suretle yargılamaya yeniden başlanmadan davanın esası ile ilgili hiç bir karar veremez.

    Feragat, davayı kesin olarak sonuçlandıran bir hukuki neden olduğundan, hakim karar verdikten sonra dahi belgelendirilen feragat üzerine davanın bu sebeple reddine karar verebilir ise de, Yargıtay uygulamalarında ( örneğin Hukuk Genel Kurulu'nun 21.10.1981 gün 02.06.1982 tarihli 1982/376-547 Sayılı kararları ile 11.04.1940 gün ve 1939/15-1940/70 Sayılı tevhidi

    içtihat kararının gerekçesinden esinlenen uygulama ) hüküm temyiz edildikten sonra vaki feragat üzerine mahkemece kendiliğinden bir karar verilmeyerek Yargıtay'ın bu konuda ( feragat konusunda ) mahkemece bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına dair verilecek kararından sonra ancak dosyayı ele alabilir.

    Bu itibarla; somut olayda davadan feragat edildiği bildirdiğinden, hükümden sonra ortaya çıkan ve temyiz incelenmesine usulen engel oluşturan bu hukuki olgu çerçevesinde, davacının davadan feregat ettiği gözetilerek yeniden inceleme yapılmak üzere mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesi gerekmektedir.

    1479 Sayılı Kanun'un 26. maddesinin1479 Sayılı Kanun'un 26. maddesinin "Sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemez ve kaçınılamaz." hükmü öngörülmüş olup sigortalı olmak, kamu düzenine ilişkin, kişiye bağlı, vazgeçilemez ve kaçınılamaz hak ve yükümlülük doğuran bir hukuksal statü meydana getirmektedir. Kişilerin ve sosyal güvenlik kuruluşlarının bu statünün oluşumundaki rolü, yenilik doğurucu ve iradi bir durum değil, Kanun gereği kendiliğinden oluşan statüyü belirlemekten ibarettir. Dolayısıyla, sosyal güvenlik hakkından HMK. 307. ( HUMK. 91. ) maddesi kapsamında feragat olanaksızdır ve açılan sigortalılığın ve sigortalı hizmetlerin tespitine dair davadan da vazgeçilemez. Davacı ancak, HMK. 123. maddesinde düzenlenen hakkını kullanabilir ve ileride yeniden dava açabilme hakkını saklı tutarak, davalının rızası ile davanın takibinden vazgeçebilir veya HMK. 150. maddesi hükmü gereğince davayı takip etmeyerek yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılması ve giderek davanın açılmamış sayılması sonucunu elde edebilir.

    Bu nedenle; inceleme konusu davada mahkemece, davadan feragat edilemeyeceği davacıya bildirilmeli, feragat beyanının HMK. 123 veya 150. maddelerinde düzenlenen haklardan birinin kullanımı niteliğinde olup olmadığı kendisine sorulmak suretiyle belirlenmeli, beyanın, anılan anlamlarda kullanıldığı saptandığı takdirde duruma göre 123 veya 150. maddelerde öngörülen prosedür işletilmeli, aksi durumda ise elde edilecek sonuca göre davaya konu istem hakkında karar verilmelidir.

    O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

    SONUÇ : Temyiz edilen hükmün sair hususlar incelenmeksizin yukarıda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 09.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 18. HUKUK DAİRESİ
    Esas: 2015/20761 Karar: 2015/18718
    Tarih: 17.12.2015

    • HMK 123. Madde

    • Davanın Geri Alınması

    Davacı vekilinin karar düzeltme istemi üzerine dosya ve eklerinin yeniden incelenmesi sonucunda, mahkeme kararının aşağıda açıklanan sebeplerle bozulması gerekirken onandığı bu kez yapılan incelemeden anlaşıldığından, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüne, Dairemizin 20.10.2014 gün ve 2014/10769 Esas, 2014/14391 Karar sayılı onama kararının kaldırılmasına karar verilip dosya içindeki tüm bilgi ve belgelerin yeniden incelenmesi sonucunda;

    Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.

    Ancak;

    Davacı vekili yargılama sırasında 03.10.2012 tarihli celsede, müvekkili açısından davayı atiye bırakmış ve beyanını imzası ile onaylamıştır. Bu beyan, davanın geri alınması niteliğindedir ve davacı hüküm kesinleşinceye kadar davasını, davalının açık rızası ile geri alabilir. ( HMK.m. 123 ) Davalı davanın geri alınmasına karşı çıkmadığına göre adı geçen davacı yönünden davanın atiye bırakılmış olması nedeni ile açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken esastan reddi doğru görülmemiştir.

    SONUÇ : Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz onama harcı ile karar düzeltme harcının istenmesi halinde düzeltme isteyene iadesine, 17.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.