HMK Madde 117



  • İleri Sürülmesi ve İncelenmesi

    HMK Madde 117

    (1) İlk itirazların hepsi cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır; aksi hâlde dinlenemez.

    (2) İlk itirazlar, dava şartlarından sonra incelenir.

    (3) İlk itirazlar, ön sorunlar gibi incelenir ve karara bağlanır.




  • HMK Madde 117 Gerekçesi

    Bu maddede, ilk itirazların hep birlikte cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerektiği, aksi takdirde dinlenemeyeceği hususu vurgulanmış, aynı maddenin ikinci fıkrasında usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak, davada zaman kaybının önlenmesi bakımından ilk itirazların dava şartlarından sonra incelenmesi öngörülmüştür.

    İlk itirazların incelenme usulünün yer aldığı üçüncü fıkrada ise bunların ön sorun gibi karara bağlanacağı ifade edilmiştir. İlk itirazların dava şartlarından sonra incelenmesi esası kabul edildiğinden, dava şartlarını incelemeye yetkili esas davaya bakacak olan mahkemenin, bu incelemeyi yapması işin doğası gereğidir. İlk itiraz neticesinde mahkemenin vereceği karar, yapılan ilk itirazın niteliğine göre oluşacaktır.



  • HMK 117. Madde Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2016/18996 Karar : 2018/7978
    Tarih : 25.06.2018

    • HMK 117. Madde

    Davalı erkek, usulünce yetki itirazında bulunmuş, 27.01.2016 tarihli ön inceleme duruşmasına mazeret sunan davalı vekilinin mazereti mahkemece kabul edilmiş, ön inceleme duruşmasında davalının yetki itirazı konusunda bir karar verilmeden tahkikat aşamasına geçilmiş, 23.03.2016 tarihli tahkikat duruşma günü ön inceleme duruşmasına katılmayan davalı tarafa tebliğ edilmemiş, davalının yetki itirazı hadise şeklinde incelenmeksizin davalı tarafın katılmadığı 20.04.2016 tarihli duruşmada reddedilmiş, yetki itirazının reddine ilişkin ara karar da davalı tarafa tebliğ olunmamış, takip eden 25.05.2016 tarihli duruşmanın sözlü yargılama duruşması olarak yapılacağına ilişkin ara karar alınmadan ve davalı tarafa duruşma günü tebliğ olunmadan davalının yokluğunda hüküm verilmiştir.

    Cevap dilekçesini verme süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır (HMK m.127/1). Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir (HMK m.19/2). Kesin yetki kuralının bulunmadığı hâllerde yetki itirazı ilk itirazlardandır (HMK m.116/1-a). İlk itirazlar, ön sorunlar gibi incelenir ve karara bağlanır (HMK m.117/3). Hâkim, taraflardan birinin ileri sürdüğü ön sorunu incelemeye değer bulursa, belirleyeceği süre içinde, varsa delilleriyle birlikte cevabını bildirmesi için diğer tarafa tefhim veya tebliğ eder. Ön sorun hakkında iki taraf arasında uyuşmazlık varsa, hâkim gerekirse tarafları davet edip dinledikten sonra kararını verir. Hâkim, ön sorun hakkındaki kararını taraflara tefhim veya tebliğ eder (HMK m.164).

    Davacı, cevap dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde cevaba cevap dilekçesi; davalı da davacının cevabının kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde ikinci cevap dilekçesi verebilir (HMK m.136/1). Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme yapılır (HMK m.137). Mahkeme ön incelemede; dava şartlarını ve ilk itirazları inceler, uyuşmazlık konularını tam olarak belirler, hazırlık işlemleri ile tarafların delillerini sunmaları ve delillerin toplanması için gereken işlemleri yapar, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği davalarda onları sulhe teşvik eder ve bu hususları tutanağa geçirir. Ön inceleme tamamlanmadan ve gerekli kararlar alınmadan tahkikata geçilemez ve tahkikat için duruşma günü verilemez (HMK m. 137/1-2). Taraflar, ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra tahkikat için duruşmaya davet edilir (HMK m. 147/1). Mahkeme, tahkikatın bitiminden sonra, sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder. Taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususu bildirilir (HMK m. 186/1)

    Mahkemece yasanın bu amir hükümlerine riayet edilmeksizin, davalının yetki itirazının usulüne uygun şekilde incelenmemesi, yetki itirazı konusunda bir karar verilmeden tahkikat aşamasına geçilmesi, ön inceleme duruşmasına katılmayan davalının tahkikat duruşmasına davet edilmemesi ve yine davalı tarafın yokluğunda sözlü yargılama günü olduğu belirtilmeden 25.05.2016 tarihli duruşmada davanın esası hakkında hüküm verilmesi doğru değildir.

    O halde mahkemece yapılacak iş; davalının yetki itirazının Hukuk Muhakemeleri Kanununun 164. maddesinde gösterilen şekilde incelenmesi için taraflara yetki konusunda delillerini gösterme olanağı tanınıp, gösterildiği takdirde toplanarak gerçekleşecek sonucuna göre yetki itirazı hakkında bir karar verilmesi, yetki itirazının reddine karar verilmesi halinde ise taraflarca üzerinde anlaşılamayan ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar için usulüne uygun şekilde delil gösterildiği takdirde tahkikat aşamasına geçilerek gösterilen delillerin toplanması ile bir sonuca ulaşmaktan ibarettir. Açıklanan bu hususlara riayet edilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

    SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalı tarafın sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 25.06.2018 (Pzt)



  • YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2017/7024 Karar : 2017/6228
    Tarih : 5.07.2017

    • HMK 117. Madde

    Dava, elektrik aboneliği sözleşmesi kapsamında alınan kayıp kaçak bedelinin iadesi istemine ilişkindir.

    ... Asliye Ticaret Mahkemesince; her ne kadar davacının tacir kaydının bulunmadığı anlaşılmış ise de davacının mesleki amaçlı tarımsal sulama aboneliğinin bulunması nedeniyle tüketici tanımına uymadığı gibi 4077 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığı, bu duruma göre uyuşmazlığının çözümünün genel mahkemelerinin görevi içerisinde kaldığı, davacının tacir olarak kabul edilmesi gerektiği, davalının ise ticari şirket olduğu, tarafların sözleşme ile ... Mahkemelerini yetkili kıldıklarından dolayı davanın sadece sözleşme ile belirlenen ... Mahkemelerinde görülmesi gerektiği gerekçesi ile yetkisizlik kararı verilmiştir.

    ... 1. Asliye Hukuk (Ticaret mahkemesi sıfatıyla) Mahkemesince ise tarafların tacir olmaması nedeniyle HMK`nın 17. maddesi gereğince yetki sözleşmesinin geçerli olamayacağı gerekçesi ile yetkisizlik kararı verilmiştir.

    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 6. maddesinde "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." denilerek genel yetkili mahkeme düzenlenmiştir.

    Bu yetki kuralı kesin olmadığından, HMK`nın 19. maddesinde belirlenen süre ve yöntemle yetkisizlik itirazında bulunulmaz ise davanın açıldığı mahkeme yetkili hale gelir ve mahkemece kendiliğinden yetkisizlik kararı verilemez. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Yetki itirazının ileri sürülmesi" başlıklı 19/2. maddesinde; "Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz." hükmünü içermektedir. Yine, 116/1-a maddesinde "Kesin yetki kuralının bulunmadığı hallerde yetki itirazı"nı "ilk itiraz" olarak düzenlemektedir. 117/1. madde ise; "ilk itirazların hepsi cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır; aksi halde dinlenemez." hükmünü içermektedir.

    Bundan başka, taraflar sözleşmeye koyacakları bir yetki şartı ve ayrı bir yetki sözleşmesi (bkz. m. 17) ile başka bir yer mahkemesinin yetkili olduğunu kararlaştırabilirler. Ancak dikkat edilmesi gereken husus, 6100 sayılı Kanunla getirilen bu yeni düzenlemede yetki sözleşmesinin sadece tacirler veya kamu tüzel kişileri arasında yapılabilecek olmasıdır. Zira, 1086 sayılı Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanununda yetki sözleşmesinin kimler arasında yapılacağı belirtilmediği için yetkinin kamu düzenine ilişkin olmadığı hallerde taraflar istedikleri mahkemeyi yetki sözleşmesi ile yetkili kılabilmektedirler.

    Somut olayda; davacı vekilinin, davacıya ait elektirik faturalarına davalı tarafından yansıtılan kayıp kaçak bedelinin haksız ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla, kayıp kaçak bedelinin iadesi istemiyle dava açtığı, davalı tarafından süresinde sunulan cevap dilekçesinde yetki itirazında bulunulduğu ve yetkili mahkeme olarak ... Mahkemelerinin gösterildiği, anlaşılmakla, 6100 sayılı Kanunla getirilen bu yeni düzenlemede yetki sözleşmesinin sadece tacirler veya kamu tüzel kişileri arasında yapılabilecek olması nedeniyle, davada, HMK`nın 6. maddesi gereğince davalının yerleşim yeri mahkemeleri olan ... Mahkemelerinin yetkili olduğu ve davada kesin ve özel yetki kuralının da bulunmadığı anlaşılmıştır.

    İnceleme konusu ihtilaf, yetki uyuşmazlığına ilişkin olup, henüz görev uyuşmazlığı bulunmadığından, görev hususu değerlendirilmemiştir. Bu durumda, uyuşmazlıkta ... Asliye Ticaret Mahkemesi yetkilidir.

    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK`nın 21 ve 22. maddeleri gereğince; ... Asliye Ticaret Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 05/07/2017 gününde oy birliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2015/23512 Karar : 2017/2867
    Tarih : 4.04.2017

    - HMK 117. Madde

    Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.

    Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde Mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiştir.

    Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

    Dava, 13.11.2008 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahibine bağlanan gelirden oluşan Kurum zararının ilk rücu davasından bakiyesinin rücuan tahsili istemine ilişkin olup, ... Asliye Hukuk Mahkemelerinin yetkili olduğundan bahisle Mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiştir.

    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “yetki itirazının ileri sürülmesi” başlıklı 19`uncu maddesinde "yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir. Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz. Mahkeme, yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi de gösterir. Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir." denilmektedir.

    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 127'nci maddesinde, cevap dilekçesini verme süresinin, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki hafta olduğu, 116/1-a maddesinde kesin yetki kuralının bulunmadığı hallerde yetki itirazının ilk itirazlar içinde sayıldığı ve 117/1`inci maddesinde de ilk itirazların hepsinin cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorunda olduğu belirtilmiştir.

    Eldeki rücuan tazminat istemli davada, kesin yetki söz konusu değildir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu`nun 27.05.2015 gün 11-2359-1443 sayılı kararı). Davacı tarafından Ankara İş Mahkemesine dava açılmış olup ortada süresi içinde sunulan cevap dilekçesi ile ileri sürülen usulüne uygun bir yetki itirazının bulunmadığı açıktır. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda; Mahkemece, kesin yetki kuralları bulunmadığı, davalı tarafından süresinde ve usulüne uygun bir yetkisizlik itirazı ileri sürülmediği dikkate alınarak Mahkemenin yetkili hale geldiğinin gözetilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

    O hâlde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

    SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 04.04.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2016/19568 Karar : 2016/16176
    Tarih : 19.12.2016

    • HMK 117. Madde

    01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu kesin olmayan yetki itirazının bir ilk itiraz (HMK m. 116/1-a) olduğunu, ilk itirazların bir ön sorun gibi incelenmesi ve karara bağlanması gerektiğini (HMK m. 117/3) düzenlemiştir.

    Ön sorunun incelenme yöntemi Hukuk Muhakemeleri Kanununun 164. maddesinde gösterilmiştir. Davalının yetki itirazı mahkemece hadise şeklinde incelenmeden karara bağlanmıştır. Bu nedenle, mahkemece yetki itirazının Hukuk Muhakemeleri Kanunu`nun 164. maddesinde gösterilen şekilde incelenmesi için taraflara yetki konusunda delillerini gösterme olanağı tanınıp, gösterildiği takdirde toplanarak; gerçekleşecek sonucuna göre yetki itirazı hakkında bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şckilde karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.

    SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2015/10027 Karar : 2015/12510
    Tarih : 5.11.2015

    • HMK 117. Madde

    Dava, kurum zararı nedeniyle açılan maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, yetkisizlik kararı verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

    Davacı, davalının Maliye Bakanlığı Gelirler Başkontrolörü olarak görev yaptığı sırada vergi incelemesi yapmak için görevlendirildiğini; ancak davalının vergi inceleme raporu düzenlemediğini, bu nedenle kamu zararı oluştuğunu belirterek zararının tazminini istemiştir.

    Davalı, 26/06/2013 tarihli cevap dilekçesiyle davanın reddini savunmuş olup; 03/11/2014 tarihli dilekçesiyle de İzmir ilinde oturduğunu, davaya konu işlemlerin İzmir`de gerçekleştiğini, dolayısıyla yetkili mahkemenin İzmir Mahkemeleri olduğunu belirterek yetki itirazında bulunmuştur.

    Mahkemece, davalının yerleşim yerinin İzmir ili olduğu, HMK`nın 6. maddesi uyarınca İzmir Asliye Hukuk Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiştir.

    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu`nun 6. maddesine göre; Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir``. Dava açıldıktan sonra davalının yerleşim yerini değiştirmesi mahkemenin yetkisini değiştirmez. Ayrıca aynı Kanunun 116 ve 117. maddelerinde ilk itiraz halleri düzenlenmiştir. Mevcut düzenlemeye göre; kesin olmayan yetki itirazı bir ilk itiraz hali olup; ilk itirazların hepsi cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır; aksi hâlde dinlenemez hükmü amirdir.

    Dosya içeriğinden, dava açıldığı tarihte davalının yerleşim yerinin Elazığ ili olduğu, daha sonra yerleşim yerini İzmir iline taşıdığı anlaşılmıştır. Ayrıca davalı yetki itirazını cevap dilekçesi ile ileri sürmemiş, süresinden sonra ayrı bir dilekçe ile bildirmiştir. Dava, kurum zararına ilişkin tazminat davası olup özel bir yetki kuralı düzenlenmediğinden, HMK 6. maddesi gereği genel yetki kuralları geçerli olup davanın açıldığı tarihte davalının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Şu halde, mahkemenin yetkili olduğu ve yetki itirazının da süresinde yapılmadığı gözetilmeden yazılı gerekçe ile yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş, işin esası incelenmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.

    Temyiz edilen kararın yukarıda gösterilen nedenle ( BOZULMASINA ) oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2013/18660 Karar : 2014/2755
    Tarih : 12.02.2014

    • HMK 117. Madde

    Davacı vekili, davalı şirketin balık üretimi ve satışı yapan müvekkili firmaya balık yemi satan bir firma olduğunu, müvekkili şirketin 2008-2012 yılları arasında yetkili müdürü olan davalı B...'le birlikte davalı şirketin birlikte gerçekleştirdiği yolsuz işlemleriyle müvekkili şirketin sahip olduğu tüm malvarlığını kaybettiğini, davalı şirketin müvekkili şirketten mevcut alacaklarını gerçek dışı faturalarla ve ve işlemlerle çok yüksek meblağlara çekerek şirket müdürü olan diğer davalının da bu işlemlerin hepsine göz yummak suretiyle müvekkili şirketin bir borç batağına saplanmasına neden olduğunu. Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde davalı şirket müdürü tarafından açılan iflas davasında Mahkemenin 2011/594 E.-2013/15 K. sayılı kararıyla iflas kararının tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırıldığını ve müvekkili şirketin iflas durumuna son verildiğini, müvekkilinin Yunan ortağına ait şahsi çeklerinin ciro edilerek teminat amacıyla davalı şirkete verildiğini ve müvekkilinin davalıya olan borcu karşılığında 11.11.2008 tarihli 5 adet faturayla birlikte toplam 2.489.229,29 TL. bedelli balık satışı gerçekleştirildiği halde davalının teminat amacıyla aldığı çekleri iade etmediğini, ayrıca davalı şirket müdürü tarafından müvekkiline ait gerçek değeri 60.000.000 TL. Olan iki adet üretim lisans projelerinin de tüm demirbaşlarla birlikte iki ayrı sözleşmeyle davalı firmaya çok cüzi bir rakam olan 443.975 TL. Karşılığında devredildiğini, ileri sürerek şimdilik müvekkilinin 10.000 TL. borçlu olmadığının tespitine, fazla tahsilatın iadesine, müvekkilinin uğradığı zararın şimdilik 10.000 TL.`lik kısmı ile 10.000 TL. mahrum kalınan kar kaybının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

    Davalı şirket vekili, müvekkili şirketin yerleşim yeri Samsun`da bulunduğundan Samsun mahkemelerinin yetkili olduğundan bahisle yetki ilk itirazında bulunmuş, H.M.K.nın 109. maddesi gereği kısmi dava açılamayacağını, davacının dilekçesine konu iddiaların ceza davası konusu olduğunu, davacı şirketin müvekkili şirketten alacaklı olmayıp halen borçlu olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.

    Diğer davalı vekili ise davaya cevap süresinin uzatılmasını istemiştir.

    Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere göre dava tarihi itibariyle H.M.K.nın 6/1. maddesi uyarınca davalı şirketin yerleşim yeri adresinin Samsun olduğu, davalı şirketin H.M.K.nın 19/2. maddesi uyarınca usulüne uygun olan yetki ilk itirazının kabulü gerektiği gerekçesiyle;
    davalı şirket vekilinin yasal süresinde ileri sürdüğü yetki ilk itirazının kabulüyle dava dilekçesinin yetki yönünden reddine, kararın kesinleşmesine müteakip ve talep halinde dosyanın yetkili ve görevli Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi`ne gönderilmesine karar verilmiş,

    hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.

    6100 Sayılı H.M.K.hükümlerine göre yazılı yargılama usulünde ilk derece yargılaması beş aşamadan oluşmaktadır. Bunlar, davanın açılması ve karşılıklı dilekçelerin verilmesi, ön inceleme, tahkikat, tahkikatın sona ermesi ve sözlü yargılama ve hükümdür.

    Davanın açılması üzerine dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme yapılır.

    Ön incelemede öncelikle dava şartları (H.M.K.madde 114-115) ve ilk itirazlar incelenir. (H.M.K.madde 116-117).
    Dava şartları mevcutsa ve ilk itirazlar yerinde değilse iddia ve savunma içinden tarafların uyuşmazlık noktalarının neler olduğu belirlenir. Taraflar ön inceleme duruşmasında sulhe teşvik edilir. Ön inceleme duruşmasından sonra mahkemece hak düşürücü süreler ve zamanaşımı hakkındaki itiraz ve defiler incelenerek karara bağlanır. (H.M.K.m. 142)

    Mahkeme ön inceleme aşamasından sonra tahkikat işlemine gerek olmaması halinde nihai bir karar verebilir. (H.M.K.m. 138-142).
    Ancak mahkemenin ön inceleme aşamasında nihai karar verebilmesi için dava şartlarından birinin bulunmaması, ilk itirazların yerinde olması, hak düşürücü sürenin geçmiş olması veya zamanaşımı definin dinlenebilir olması gerekir. Mahkemece bu nedenler dışında işin esasına girilerek delillerin değerlendirilmesi sonucu bir karar verilecekse (H.M.K.nun 143 vd. maddeleri uyarınca) tahkikat aşamasına geçilmeli ve özellikle H.M.K.nun 147. maddesi uyarınca taraflar tahkikat için duruşmaya davet edilmelidir.

    Somut olayda yazılı yargılama usulüne tabi iş bu davada davalı vekilinin yetki ilk itirazını havi cevap dilekçesi davacıya tebliğ edilmeden dosya üzerinden karar verilmiş olması davacının savunma hakkının ve hukuki dinlenilme hakkının (H.M.K.nın 27.md.) 2. fıkrasında yer verilen açıklama yapma ve ispat hakkının ihlali ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlali niteliğindedir.
    Kaldı ki davalı B...yönünden de 1 ay süre ile 17.9.2013 tarihinde cevap süresi uzatım kararı verildiği halde adı geçen davalının cevap dilekçesinin sunulmasını beklemeden 20.9.2013 tarihinde temyize konu yetkisizlik kararının verilmesi de usul ve yasaya aykırıdır.

    O halde yukarda ayrıntılı olarak açıklanan yazılı yargılama usulünün 5 aşamasından olan taraflarca karşılıklı dilekçelerin verilmesi aşaması tamamlanmadan yazılı şekilde yetki ilk itirazının kabulüyle yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir.

    Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün ( BOZULMASINA ), peşin harcın istenmesi halinde iadesine, oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ
    Esas: 2016/25603 Karar: 2017/1753
    Tarih: 21.02.2017

    • HMK 117. Madde

    Davacı kadın tarafından açılan boşanma davasında dava dilekçesi davalıya 01.02.2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı erkek tarafından 12.02.2016 tarihinde, cevap dilekçesi vermek için süre uzatım dilekçesi verilmiştir. Mahkemece, davalı erkeğin vermiş olduğu dilekçedeki süre uzatım talebi hakkında bir karar verilmemiştir. 24.02.2016 tarihli duruşmada davalı erkek beyanında; beş yıllık evlilikleri boyunca Diyarbakır'da oturduklarını, ikametinin Diyarbakır olduğunu, dosyanın Diyarbakır aile mahkemesine gönderilmesini telep ettiği görülmüştür. Mahkemece, bu talep yetkisizlik itirazı olarak kabul edilip, yetkisizlik kararı verilmiştir. Ancak, 01/10/211 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu kesin olmayan yetki itirazının bir ilk itiraz ( m.116/l-a ) olduğunu, ilk itirazların bir ön sorun gibi incelenmesi ve karara bağlanması gerektiğini ( m. 117/3 ) düzenlemiştir. Ön sorunun incelenme yöntemi Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun gösterilmiştir. Öyleyse, davalının cevap dilekçesi vermek için süre uzatım talebi hakkında bir karar verilip, ilk itiraz olarak yetki itirazında bulunulduğu takdirde, mahkemece yetki yönünden Hukuk Muhakemeleri Kanununun gösterilen şekilde incelenmesi için taraflara yetki konusunda delillerini gösterme olanağı tanınması, gösterilmesi halinde bütün deliller toplanarak; gerçekleşecek sonuca göre yetki itirazı hakkında bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

    SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istenmesi halinde yatırana iadesine, 21.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ
    Esas: 2016/6972 Karar: 2016/9687
    Tarih: 09.06.2016

    - HMK 117. Madde

    Davacı, 22.09.2014-02.05.2015 tarihleri arasında İ... Mah. H... İlçesinde bulunan davalı işverene ait A... Tekstil unvanlı işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen hizmet sürelerinin tespitini istemiş olup, davalı işveren vekili, işyerinin ve işverenin ikamet adresinin M... İlçesi'nde bulunması sebebi ile yetki itirazında bulunmuş, mahkemece, işyerinin M... ilçesinde olduğu belirtilerek, davalı vekilinin yetki itirazı kabul edilerek, işyerinin bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesi ile yetkisizlik kararı verilmiştir.

    5521 Sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 5. maddesinde5521 Sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 5. maddesinde, İş mahkemelerinde açılacak her davaya açıldığı tarihte dava olunanın, Türk Medeni Kanunu gereğince ikametgahı sayılan yer mahkemesinde bakılabileceği gibi işçinin işini yaptığı işyeri için yetkili mahkemede de bakılabileceği, bunlara aykırı sözleşme muteber sayılmayacağı, aynı Kanun'un 15 maddesinde de, bu Kanunda sarahat bulunmayan hallerde Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümleri uygulanacağı düzenlemesi bulunmaktadır. İş mahkemelerinde yetki kuralı, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yetki kurallarına uygun olup buna ek olarak işçinin işinin yapıldığı yer mahkemeleri de yetkili kılınmıştır. 5521 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5. maddesindeki düzenleme ile kanun koyucu, anılan Kanunu'nun 1. maddesi gereğince görevli bulunan iş mahkemelerinin, yer itibariyle yetkisini saptamaktadır.

    Bu aşamada, genel ve özel yetki kurallarının açıklığa kavuşturulmasında yarar vardır. Bütün davalar için uygulanan yetki kuralına genel yetki kuralı denilmekte olup, genel yetkili mahkeme, davalının ikametgahı mahkemesidir. Eş deyişle, her dava, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça açıldığı tarihte davalının ikametgahı sayılan yer mahkemesinde görülür ( md.6, HUMK.md.9/1). Bundan ayrı, bazı davalar için davalının ikametgahı mahkemesinin yanında, başka yer mahkemeleri de yetkili kılınmıştır. Bu istisnai nitelikteki yetki kurallarına "özel yetki" kuralları denilmektedir. İlke olarak, özel yetki kuralları genel yetkiyi kaldırmaz, onunla birlikte uygulanır. Ancak istisna olarak, bazı davaların mutlaka belli bir yer mahkemesinde açılması öngörülmüştür ki, bu halde kesin yetki söz konusudur. Kesin yetki halleri, genel yetkiye istisnadır. Bunun dışında, bir dava için özel yetki kuralı bulunsa bile, davacının genel yetki ile özel yetki arasında bir seçim hakkı vardır. Özel yetki kuralları ilke olarak kamu düzenine dair değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.07.2009 gün 2009/10-236-345 Sayılı kararında da aynı ilkeler benimsenmiştir.

    Ayrıca 6100 Sayılı HMK'nın 19/2. maddesine göre, yetkinin kesin olmadığı davalarda yetki itirazının cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi, birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz. 6100 Sayılı HMK'nin 127. maddesinde, cevap dilekçesini verme süresinin, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki hafta olduğu, 116/1-a maddesinde kesin yetki kuralının bulunmadığı hallerde yetki itirazının ilk itirazlar içinde sayıldığı ve 117/1.maddesinde de ilk itirazların hepsinin cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorunda olduğu belirtilmiştir.

    Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, kesin yetkinin söz konusu olmadığı eldeki davada, davalı işveren tarafından süresinde yetki itirazında bulunulmuş ise de, davacı adına davalı işyerinden Kuruma sunulan 20.12.2014 tarihli işe giriş bildirgesinde iş yeri adresi olarak "İ... Mah. H... Cad. No: ... ..." adresinin yer alması karşısında, işin görüldüğü yerin Havza İlçesi sınırları içinde olduğu ve Mahkemenin işbu davayı görmekte yetkili bulunduğu belirgin olup, mahkemece işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

    O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

    SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 09.06.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.