HMK Madde 98



  • Talep ve İnceleme Mercii

    HMK Madde 98

    (1) Yapılamayan işlem için eski hâle getirme, bu işlem hakkında hangi mahkemede inceleme yapılacak idiyse, o mahkemeden talep edilir.

    (2) Eski hâle getirme, istinaf yoluna başvuru hakkının düşmesi hâlinde, bölge adliye mahkemesinden; temyiz yoluna başvuru hakkının düşmesi hâlinde ise Yargıtaydan talep edilir.




  • HMK Madde 98 Gerekçesi

    Eski hâle getirme talebinin hangi mahkemeye yapılacağı ve nerede inceleneceği konusu bu madde ile düzenlenmiştir.

    1086 sayılı Kanunun 169 uncu maddesinde düzenlenen hüküm, gerekli görülen değişiklikler ve eklemelerle yeniden kaleme alınmıştır.

    Birinci fıkraya göre, süresinde yapılamadığı için, hakkında eski hâle getirme talebinde bulunulan işlem, süresinde yapılsa idi, hangi mahkemede incelenecek, o işlem hakkında hangi mahkeme karar verecek ise eski hâle getirme talebi de o mahkemeye yapılacaktır.

    İkinci fıkra ile istinaf ve temyiz kanun yollarının kaçırılması hâlinde, eski hâle getirme talebinin nerede yapılacağı ayrıca düzenlenmiştir. Eski hâle getirme talebi, istinaf süresi için bölge adliye mahkemesine, temyiz süresi için de Yargıtaya yapılması kabul edilmiştir.



  • HMK 98. Madde Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ
    Esas: 2015/7771 Karar: 2015/23074
    Tarih: 02.12.2015

    • HMK 98. Madde

    1- Davalı vekilince usulsüz tebliğ nedeniyle temyiz talebinin süresinde yapılamadığı gerekçesiyle mahkemeden eski hale getirme talebinde bulunulmuş, mahkemece bu talep reddedilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 98/2. maddesi gereğince "eski hale getirme, temyiz yoluna başvuru hakkının düşmesi halinde Yargıtay'da talep edilir." Eski hale getirme talebi temyiz süresinin kaçırılmasına yönelik bulunduğundan bu talebi yerel mahkemenin inceleme yetkisi olmadığından mahkemenin 09.09.2014 tarihli eski hale getirme talebinin reddine ilişkin ek kararının kaldırılmasına,

    2-Davalı vekiline gerekçeli karar M... M... 255. SK. No: ... Konak/Izmir adresine tebliğe çıkarılmıştır. Dosya incelenmesinden davalı kadın vekili vekaletnamesinde ve dilekçelerinde adresini "P... M... F... S... M... Cd. C... İ... No: ... .../Samsun" olarak bildirmiş ve dosyada kendilerine yapılan tüm tebligatlar bu adreste yapılmıştır. Davalı vekilinin dosya içinde adresini değiştirdiğine ilişkin bir dilekçeye ya da bilgiye rastlanmamıştır. Bu sebeplerle davalı vekilinin dosya içinde var olan adresinde başka bir adrese tebliğe çıkarılması ve bu adreste gerekçeli kararın tebliğ edilmesi usulsüz olup eski hale getirme talebinin haklı ve geçerli bir sebebe dayandığı anlaşılmakla, talebin kabulü ile, davalı vekilinin temyiz başvurusunun bu sebeple süresinde olduğuna karar verilerek, temyiz itirazlarının incelenmesi gerekmiştir.

    3- Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;

    a)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı karşı davacı kadının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

    b) Davalı karşı davacı kadın ziynetlerle ilgili iddiasını, dinlenen tanık beyanlarıyla ispatlayamamış olup, bu hususa ilişkin tanık sözleri yeterli değildir. Ne var ki süresi içinde verdiği delil listesinde ziynetler hakkındaki iddiasıyla ilgili olarak "yemin" deliline de dayanmıştır. Uyuşmazlık konusu vakıanın ispatı için yeminden başka delili olduğunu beyan etmiş olan taraf dahi yemin teklif edebilir ( md. 227/1). O halde, davalı karşı davacı kadına ziynetlerle ilgili iddiası yönünden diğer tarafa yemin teklif etme hakkının hatırlatılması, karşı tarafın teklif olunan yemini edaya hazır olduğunu bildirmesi halinde, yemin teklif edilen tarafın usulünce yemine davet edilmesi ( md. 228) ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, bu hususta eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.

    SONUÇ : Temyiz edilen hükümle ilgili 09.09.2014 tarihli ek kararın yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple KALDIRILMASINA, yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple davalının eski hale getirme talebinin KABULÜNE, temyiz edilen hükmün yukarıda 3-b bendinde gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan bölümlerinin yukarıda 3-a. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle, 02.12.2015 tarihinde karar verildi.



  • YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2018/8998 Karar : 2018/11656
    Tarih : 26.04.2018

    - HMK 98. Madde

    1-Davalı şirket vekilinin eski hale getirme talebi yönünden;

    6100 sayılı HMK’nın 95/1. maddesi, "Elde olmayan sebeplerle, kanunda belirtilen veya hâkimin kesin olarak belirlediği süre içinde bir işlemi yapamayan kimse, eski hâle getirme talebinde bulunabilir." ve 97. maddesinin ilk cümlesi, "Eski hâle getirme, dilekçeyle talep edilir. Dilekçede, talebin dayandığı sebepler ile bunların delil veya emareleri gösterilir." hükümlerini içermektedir.

    Somut olayda, davalı şirket vekilinin 19.06.2014 tarihli dilekçesine ekli ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalında görevli doktor imzasını taşıyan ( 12.06.2014 tarihli) yazı içeriğinde “Tip I Diyabet ile izlediğimiz Hastamız ..., babası ... Refakatinde, Ege Üniversitesi Çocuk Endokrin Polikliniğine, muayene olmak ve tetiklerini yaptırmak üzere kontrole gelmiştir.” denilmektedir.

    Yukarıdaki yasa hükümleri karşısında davalı vekilinin 13.06.2014 tarihli eski hale getirme talebi süresinde ise de anılan yazı içeriği kapsamı itibari ile eski hale getirme talebinin kabulü için yeterli görülmediğinden davacı vekilinin eski hale getirme talebinin HMK'nın 98/2. maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmektedir. Tip I Diyabet ile izlenen çocuğun muayene ve tetkik işlemleri vekilin süresinde bir temyiz dilekçesi vermesi için bir avukat tevkil etmesine veya müvekkilini haberdar ederek onun tarafından süresinde temyiz dilekçesi verilmesine engel bir durum oluşturmadığından, eski hale getirme talebi yerinde görülmemiş ve temyiz isteminin incelemesine geçilmiştir.

    2- Mahkeme hükmü davalı şirket vekiline, 28.05.2014 tarihinde tebliğ edilmiş ve hüküm HUMK’nun 432. maddesinde öngörülen 15 günlük yasal süre geçirildikten sonra 13.06.2014 tarihinde temyiz edilmiştir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 1989/3 Esas, 1990/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, Yargıtay tarafından da karar verilebileceğinden, süresinden sonra yapılan temyiz isteminin reddi gerekmiştir.

    SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı şirket vekilinin eski hale getirme isteminin HMK'nın 98/2. madde hükmü uyarınca; temyiz isteminin ise (2) numaralı bentte açıklanan nedenle süre yönünden REDDİNE, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 26.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2016/10619 Karar : 2016/11166
    Tarih : 14.11.2016

    - HMK 98. Madde

    1- Davalılardan ...'nun temyizin eski hale getirilme talebi yönünden;

    Davalı gerekçeli karar tebliğinin kendisine usulüne uygun olarak yapılmadığı bu nedenle temyiz süresini kaçırdığını belirterek mahkeme kararını eski hale getirme talepli olarak temyiz etmiştir. Dosyanın incelenmesinde; davalıya yapılan tebligat parçasının dosya içinde bulunmadığı ancak ... gönderi takip sayfası çıktısına göre mahkeme gerekçeli kararının davalıya 02/12/2014 tarihinde işyerinde daimi çalışanına tebliğ edilmiştir. Gönderi Takip evrakında tebligat yapılan çalışanın adının yazılması gibi bir uygulama mevcut değildir. Ayrıca mahkemenin kararda yaptığı tavzih ve davacı temyizinin de aynı tebligat evrakı ile birlikte ... adresinde bizzat kendisine 17/11/2014 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK'nın 98. maddesine göre yapılamayan işlem için eski hâle getirme, bu işlem hakkında hangi mahkemede inceleme yapılacak idiyse, o mahkemeden talep edileceği temyiz yoluna başvuru hakkının düşmesi hâlinde ise Yargıtaydan talep edileceği düzenlenmiş olup yapılan değerlendirmede davalının eski haline getirme talebi usul ve yasaya uygun olmadığından süresinde verilmeyen temyiz dilekçesinin reddine karar verilmelidir.

    2- Davacı ile davalılardan ...'ın temyiz itirazları yönünden;

    Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.

    SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenlerle davalı ...'nun temyiz dilekçesinin reddine, (2) no'lu bentte açıklanan nedenlerle davacı ve davalı ...'ın temyiz itirazlarının reddiyle kararın ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının 29,20 TL'sinin davacıya, 7.439,00 TL'sinin de davalı ...'a yükletilmesine, peşin alınan harçların bundan mahsubuna ve davalı ...'ndan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 14/11/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 23. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2014/1670 Karar : 2014/6160
    Tarih : 2.10.2014

    - HMK 98. Madde

    1-Davacılar vekilinin eski hale getirme talebi yönünden;

    6100 sayılı HMK’nın 95/1. maddesi, "Elde olmayan sebeplerle, kanunda belirtilen veya hâkimin kesin olarak belirlediği süre içinde bir işlemi yapamayan kimse, eski hâle getirme talebinde bulunabilir." ve 97. maddesinin ilk cümlesi, "Eski hâle getirme, dilekçeyle talep edilir. Dilekçede, talebin dayandığı sebepler ile bunların delil veya emareleri gösterilir." hükümlerini içermektedir.

    Somut olayda, davacılar vekilinin dilekçesine eklemiş olduğu trafik kazası tespit tutanağında, 19.12.2013 tarihinde maddi hasarlı trafik kazası yapıldığı belirtilmiştir. Davacılar vekilinin dilekçesine ekli başkaca sağlık raporu sunmamış olması, diğer iki avukatla birlikte vekil olarak atanmış olması ve temyiz süresinin 20.12.2013 tarihinde dolması karşısında temyiz isteminin süresi içinde yapılmasına engel bir durum bulunmadığının kabulü gerekmekle, davacılar vekilinin eski hale getirme talebinin HMK'nın 98/2. maddesi uyarınca reddine karar verilerek temyiz isteminin incelemesine geçilmiştir.

    2- Mahkeme hükmü davacılar vekiline, 05.12.2013 tarihinde tebliğ edilmiş ve hüküm HUMK’nın 432. maddesinde öngörülen 15 günlük yasal süre geçirildikten sonra 03.01.2014 tarihinde temyiz edilmiştir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 1989/3 Esas, 1990/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, Yargıtay tarafından da karar verilebileceğinden, süresinden sonra yapılan temyiz isteminin reddi gerekmiştir.

    SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin eski hale getirme isteminin HMK'nın 98/2. madde hükmü uyarınca; temyiz isteminin ise (2) numaralı bentte açıklanan nedenle süre yönünden REDDİNE, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2013/6965 Karar : 2014/4308
    Tarih : 3.03.2014

    - HMK 98. Madde

    6100 sayılı HMK'nın, 95. maddesi eski hale getirme ile ilgili olarak,1-Elde olmayan sebeplerle, Kanunda belirtilen veya hakimin kesin olarak belirlediği süre içinde bir işlemi yapmayan kimse eski hale getirme talebinde bulunabilir.

    2-Süresinde yapılmayan işlemle ulaşılmak istenen aynı sonuca, eski hale getirme dışında başka bir hukuki yoldan ulaşılabiliyorsa eski hale getirme talebinde bulunulamaz, düzenlemesini içermektedir.

    HMK 98 /2 maddesine göre, eski hale getirme istinaf yoluna başvuru hakkının düşmesi halinde bölge adliye mahkemesinden, temyiz yoluna başvuru hakkının düşmesi halinde ise Yargıtay'dan talep edilir.

    Sıralanan yasal düzenlemeler, eski hale getirme isteminde bulunabilmeyi; sürenin arzu ve ihtiyar dışında kaçırılmış olması; yeniden süre elde edebilmek için kanun yollarına başvurmanın olanaksız bulunması; eski hale getirme talebinin HMK 96. maddesinde öngörülen sürede dile getirilmesi koşullarına bağlamıştır. Davacı vekilinin, bu düzenlemeler karşısında temyize başvuru dilekçesinin eski hale getirme dilekçesi olarak kabul edilebilerek, davalı Kurum ve davalı işveren vekillerinin temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi Yasemin Karabulut tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:

    5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere , “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar , kamu düzenine ilişkin olduğundan , özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde re'sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.

    506 sayılı Kanunun 4. maddesinde, “sigortalıları çalıştıran gerçek ve tüzel kişiler” işveren olarak tanımlanmıştır. ”Çalıştıran” olgusu, tespiti istenen sürelere ilişkin hizmet akdinin tarafı konumunda olan ve hizmet akdini düzenleyen “işvereni” ifade etmektedir. Hizmet tespitine yönelik davalarda, çalışma ilişkisinin nitelik ve süresinin belirlenmesinde, bu yöndeki işyeri bilgi ve belgelerine ulaşılmada, kısacası, davanın sübutu ve verilen kararın infazı açısından, işverenin kim olduğunun bilinmesinde yasal zorunluluk vardır. Bu nedenle, sigortalının taraf olduğu hizmet akdinin hangi işverenler tarafından düzenlenmiş olduğu tespit edilip, hizmet tespitine yönelik davanın, anılan Yasanın 79/10. maddesine göre, sigortalıyı fiilen çalıştıran işverenlere yöneltmesi gerekir.

    Eldeki davada, davacı, 1989 Şubat - 31.01.2008 tarihler arasında davalı işverenlere ait çiftlikte geçen çalışmalarının tespitini talep etmiş olup davacının, talep konusu dönemler içinde, 10.05.1995-30.06.1995, 01.09.1998- 03.02.2000, 24.10.2005 - 02.12.2005 tarihler arasında dava dışı işyerlerinden bildirimlerinin bulunduğu, Mahkemece, kısmen kabul kararı verilerek, 2000 yılına kadar ki çalışmaların hak düşürücü süre sebebiyle reddedildiği, 04.02.2000- 23.10.2005 tarihler ile, 03.12.2005-31.01.2008 tarihler arası davalı işyerinde geçen çalışmaların ise tespitine hükmedilmiştir.

    02.09.2009 tarihli Jandarma Tutanağı'na göre, çiftliğin büyüklüğünün 15 dekar olduğu, tarım hayvancılık işi yapıldığı, çifliği 2000-2009 tarihler arasında A. Ö., daha sonra ise B. Ö. tarafından işletildiği, dinlenen tanık beyanlarına göre, davacının traktör şoförlüğü yaptığı, yağışlı günlerde çalışmadığı, çifliği önce davalı H. Ö'nün daha sonra ise M. H. Ö'nün işlettiği hususlarının belirlendiği, bu haliyle davalı işyerini kimin işlettiği noktasında şüphe ve tereddüt oluştuğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır.

    Mahkemece öncelikle, 02.09.2009 tarihli Jandarma Tutanağı'nda işverenlerin farklı kişiler olduğu dikkate alınarak, çalışmaların geçtiği iddia edilen çiftliğinin tapu sicilinde kim adına kayıtlı olduğu, çiftliği kimin kendi nam ve hesabına işlettiği, davalıların, anılan yerin sahibi yada kira ve benzeri hukuki ilişkiler sonucu işleticisi olup olmadıkları araştırılarak, gerçek işverenlerin tespit edilmesi, farklı işverenlerin tespiti halinde HMK'nın 124. maddesine istinaden davaya dahil edilmesi ve hangi dönemde hangi işveren yanında çalışmaların geçtiği hususunun şüpheye mahal bırakmayacak şekilde belirlenmesi, ihtilaf konusu dönemde çiftliğin faal olup olmadığı Tarım İlçe Müdürlüğünden sorularak ve mahallinde zabıta marifeti ile araştırılmalı, İlgili Jandarma Tutanağı'nın işyerinin kapsam ve kapasitesini belirlemek bakımından yeterli olmadığı dikkate alınarak davalı işverenlere ait çiftliğin mevki ve yüzölçümü, içinde bulunan bina ve müştemilatları ile ahırda görülen hayvan sayısı, tarla ve bahçede mevcut ağaçların tespit edilmesi, davacının çalıştığı iddia olunan traktörün tescilinin kime ait olduğunun belirlenmesi gerekirşe bu hususların tespiti açısından mahallinde bilirkişi marifetiyle keşif yapılmalı, çiftliğin hacmine göre kaç işçinin çalıştığının, giderek davacının çiftlikte tam olarak ne iş yaptığının, sürekli bir çalışması bulunup bulunmadığının, ailesi ile birlikte çiftlikte yaşayıp yaşamadığı hususlarının tespitiyle çalışmaların geçtiği iddia edilen çiftliğe komşu çalışan yada oturanlar zabıta marifetiyle belirlenmeli, çiftliğin bulunduğu köyün ihtilaf konusu dönemdeki muhtar ve ihtiyar heyeti üyeleri tespit edilerek, çalışmaların varlığı ve süresi yönünden bilgi ve görgülerine başvurulmalı, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde; iş yerinin kapsamı, kapasitesi ile işin ve işyerinin niteliği nazara alınmalı, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak taraflar arasındaki ilişkinin niteliği tereddütsüz şekilde belirlenerek, uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.

    Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırma sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

    O hâlde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

    SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde H. Ö. ve M. H. Ö.'e iadesine, 03.03.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.