HMK Madde 91



  • Sürelerin Başlaması

    HMK Madde 91

    (1) Süreler, taraflara tebliğ tarihinden veya kanunda öngörülen hâllerde, tefhim tarihinden itibaren işlemeye başlar.




  • HMK Madde 91 Gerekçesi

    Bu maddede, 1086 sayılı Kanunun 160 ıncı maddesindeki düzenleme genel olarak korunmuş, ancak dil yönünden güncelleştirilmiştir. Hukuk muhakemesine ilişkin sürelerin, taraflara tebliğ tarihinden veya kanunda öngörülen hâllerde, tefhim tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı öngörülmüştür. Tebliği yaptıran taraf için dahi sürenin kendisine yapılacak tebliğ tarihinden itibaren başlayacağı açık olup, 1086 sayılı Kanunun 165 inci maddesinde yer alan kural, bu maddedeki kuralın tekrarı niteliğinde görüldüğünden, düzenlemede tekrardan kaçınılmıştır.



  • HMK 91. Madde Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2015/14951 Karar : 2017/2854
    Tarih : 5.04.2017

    • HMK 91. Madde

    Kadastro sırasında ..... Köyü 131 ada 180, 181, 235, 237, 238 ve 228 parsel sayılı taşınmazlar, tapu kaydı ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar adlarına tesbit edilmiştir. Davacı Orman Yönetimi, 228 sayılı parselin kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı, diğer davacılar ise taşınmazların kök murisleri ...'e ait olduğu ve paylaşım yapılmadığı iddiasıyla dava açmışlardır. Mahkemece, Orman Yönetiminin davasının reddine, ...'ın davasının feragat nedeniyle reddine, ...'ın davasının kabulüne ve dava konusu parsellerin ... mirasçıları adına veraset ilamındaki payları oranında tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi ve katılan ..... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dairenin 03/04/2006 tarih ve 2006/1979 E. - 4369 K. sayılı kararıyla “Orman Yönetiminin 131 ada 228 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki temyiz itirazlarının reddine, diğer parseller hakkındaki temyiz dilekçesinin reddine, davalı .....’in temyiz dilekçesinin reddine” karar verilmiştir. Davalı ... 08/04/2015 havale tarihli dilekçesi ile temyiz talebinde bulunmuş, mahkemece ek karar ile mahkeme ilamının davalı ...'e 06/09/2004 tarihinde tebliğ edildiği, tebliğin usul ve kanuna uygun olduğu, kaldı ki mahkeme kararının tebliği usul ve kanuna aykırı olsa bile davalının mahkeme kararından 08/05/2006 tarihinde Yargıtay ilamının tebliğinden dolayı da haberdar olduğu, bu tarihte öğrenilen karar ile ilgili yasal temyiz süresinde temyiz talebinde bulunulmadığı gerekçesiyle temyiz talebinin reddine karar verilmiş, ek karar davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.

    Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.

    Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 3116 sayılı Kanuna göre 11.08.1948 tarihinde yapılıp 10 Ekim 1949 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1744 sayılı Kanuna göre 16.02.1977 tarihinde yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması ile 3302 sayılı Kanuna göre 1993 yılında yapılıp kesinleşmeyen 2/B uygulaması vardır.

    Bilindiği üzere yargılamada süreler, taraflara tebliğ tarihinden veya kanunda öngörülen hâllerde, tefhim tarihinden itibaren işlemeye başlar ( 6100 sayılı HMK'nın 91. maddesi) ve tebligat 7201 sayılı kanun hükümlerine göre yapılır. Tebligat usul ve esaslarını düzenleyen 7201 sayılı Kanunun 10. maddesine göre tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartıyla her yerde tebligat yapılması caizdir. Usulüne aykırı tebliğ halinde muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır (Tebligat Kanunu 32. madde). Bu bilgiler çerçevesinde somut olay incelendiğinde; Mahkeme gerekçeli kararının davalı ... Dağdelenin bilinen adresinde “Tarlada çalıştığını beyan eden aynı konutta birlikte oturan yeğeni” şerhi ile.....imzasına 06.09.2004 tarihinde tebliğ edildiği, temyiz başvuru dilekçesinin “Düzceye işi gereği gittiği, aynı konutta birlikte oturan oğlu” şerhi ile ...” imzasına 04.10.2004 tarihinde tebliğ edildiği, Yargıtay kararının “tarlaya çalışmaya gittiği, aynı konutta sakin yeğeni” şerhiyle..... imzasına 08/05/2006 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Hal böyle olunca temyiz başvuru dilekçesi ve yargıtay ilamının temyiz eden davalı ...’e usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş ve davalı karara muttali olmuştur. Kaldıki davalının temyiz başvuru dilekçesinin tebligatının usulüne aykırı yapıldığına dair bir iddiası da söz konusu değildir. Mahkemenin red kararı dosyadaki mevcut delillere uygundur ve yerindedir.

    İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının davalı ...'e yükletilmesine 05/04/2017 gününde oy birliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ
    Esas: 2016/19489 Karar: 2017/308
    Tarih: 19.01.2017

    • HMK 91. Madde

    Davacı vekili, müvekkiline sigortalı konutta diğer davalılara ait dairedeki su tesisatının patlaması sonucunda hasar meydana geldiğini açıklayıp sigortalıya ödenen hasarın rücuan tahsilini talep etmiştir.

    Mahkemece, gider avansının yatırılmaması nedeniyle davacı vekiline kesin süre verildiği, kesin süreye riayet etmemesi durumunda davanın reddolacağının ihtar edildiği, kesin sürenin gereklerinin yerine getirilmediği gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    Dava, konut sigorta sözleşmesine dayalı rücuan tazminat istemine ilişkindir.

    Mahkemece, davacı vekilinin duruşmaya katılamayacağına dair mazeret dilekçesi sunduğu 02.12.2015 tarihli celsede davacı vekiline gider avansını yatırmak üzere iki haftalık kesin süre verilmiş, ihtarın UYAP sisteminden öğrenilmiş sayılmasına şeklinde ara karar oluşturulmuş, bir sonraki celse de ise davacı vekilinin gider avansını tamamlamadığı gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.

    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 91. maddesinde sürelerin tebliğ veya kanunda ön görülen hallerde tefhimle başlayacağı düzenlenmiş olup mahkemece kesin sürenin ve sonuçlarının usulüne uygun şekilde davacı vekiline tebliğ edilmeksizin yazılı şekilde eksik inceleme ve yanılgılı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

    SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 19.01.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.