HMK Madde 67



  • Fer’î Müdahale Talebi ve İncelenmesi

    HMK Madde 67

    (1) Müdahale talebinde bulunan üçüncü kişi, yanında katılmak istediği tarafı, müdahale sebebini ve bunun dayanaklarını belirten bir dilekçeyle mahkemeye başvurur.

    (2) Müdahale dilekçesi, davanın taraflarına tebliğ edilir. Mahkeme, gerekirse taraflarla birlikte üçüncü kişiyi de dinlemek üzere davet eder, gelmeseler dahi müdahale talebi hakkında karar verir.




  • HMK Madde 67 Gerekçesi

    Maddenin birinci fıkrasında, fer’î müdahale hakkının kötüye kullanılmaması ve istenen sonucu sağlayabilmesi, yargılamanın daha sağlıklı yürütülebilmesi için, müdahilin, yanında katıldığı tarafı, müdahale sebebini ve bunun dayanaklarını müdahale talebinde açıkça belirtmesi aranmıştır. Böylece, müdahilin hangi taraf yanında fer’î olarak katılacağı konusunda tereddüt olmayacaktır. Üçüncü kişinin, fer’î müdahil olarak davada yer alması için, bu konuda hukukî yararı mevcut olmalıdır. Bu sebeple, müdahale sebebi ve müdahale sebebine ilişkin somut dayanakları da
    dilekçesinde yer almalıdır.

    İkinci fıkraya göre, müdahale dilekçesi, tarafların haberdar olmaları için taraflara tebliğ edilmelidir. Bu aynı zamanda hukukî dinlenilme hakkının unsuru olan yargılama faaliyeti hakkında tarafların bilgilendirilmesinin de bir gereğidir. Mahkeme, ayrıca gerekli ise müdahale talebini incelemek için tarafları ve üçüncü kişiyi davet eder. Ancak, fer’î müdahale sebebiyle davanın gecikmesine engel olmak için, davet edilenler gelmeseler dahi müdahale hakkında karar verileceği hususu kabul edilmiştir.



  • HMK 67 (Fer’î Müdahale Talebi ve İncelenmesi) Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY HUKUK GENEL KURULU
    Esas : 2016/504 Karar : 2017/962
    Tarih : 24.05.2017

    • HMK 67. Madde

    • Fer’î Müdahale Talebi ve İncelenmesi

    Dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 46. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.

    Davacı kendisine karşı öldürmeye teşebbüs suçundan yargılanan dava dışı kişiler hakkındaki ceza yargılaması sırasında bu kişilerin evinde yapılan aramada el konulan ve emanete alınan av tüfekleri ile kendisinin üzerinden çıkan kurşunların mukayese edilmesine karar verildiğini, ancak silahların Makina Kimya Endüstrisi Kurumu`na gönderilerek imha edildiğinin ortaya çıktığını, ihbar olunan Cumhuriyet Savcısının kasıtlı olarak suç delillerinin ortadan kaldırılmasına neden olduğunu ileri sürerek 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

    İlk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 4. Hukuk Dairesince “6545 Sayılı yasanın 70. maddesi ile değişik CMK’nın 141/3. maddesi ile 142. maddesi uyarınca görevsizlik” kararı verilmiş, hüküm ihbar edilen Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmiştir.

    Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; ihbar olunan Cumhuriyet Savcısı tarafından bozma öncesinde yapılan yargılama sırasında, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 4. Hukuk Dairesi Başkanlığı’na verilen dilekçe ile davaya katılan sıfatıyla kabulüne karar verilmesi talep edilmiş olmasına rağmen özel dairece bu talep hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması ve Hukuk Genel Kurulunun bozma kararına uyularak verilen karara karşı davacının veya davalı vekilinin temyiz isteminin bulunmaması karşısında ihbar olunan Cumhuriyet Savcısının bu kararı tek başına temyiz hakkının olup olmadığı hususu ön sorun olarak incelenip tartışılmıştır.

    Ön sorun ile ilgili hususların açıklığa kavuşturulması açısından Hakimin hukuki sorumluluğundan kaynaklanan ve devlet aleyhine açılan tazminat davalarında davanın ihbarı ve davaya katılma müesseselerinin irdelenmesi gereklidir.

    6100 Sayılı HMK’nın ilgili maddesi;

    “Madde 48- Tazminat davası dilekçesinde hangi sorumluluk sebebine dayanıldığı ve delilleri açıkça belirtilir; varsa belgeler de eklenir.
    Mahkeme, açılan tazminat davasını, ilgili hâkime resen ihbar eder.”
    şeklindedir.

    6100 sayılı HMK’nın 48. maddesinin ikinci fıkrası ile, Devlet aleyhine açılan tazminat davasına bakan mahkemenin, bu davayı, sorumlu hâkime re’sen ihbar etmesi esası getirilmiştir.

    Bu düzenleme ile dava kendisine ihbar edilen hâkimin/Cumhuriyet Savcısının, davalı Devlet yanında davaya katılabilmesi, böylece sorumlu hâkimin/Cumhuriyet Savcısının da davadan haberdar olması ve hukukî dinlenilme hakkı çerçevesinde davada etkili olabilmesi, delil getirebilmesi imkânı sağlanmak istenmiştir. İhbar edilenin bu hakları elde edebilmesi için 6100 sayılı HMK’nın 65 ve devamı maddeleri uyarınca davaya katılması gereklidir.
    Bilindiği üzere, hukukumuzda davaya müdahale (katılma) iki türlü olup; bunlar asli müdahale ve fer’i müdahale olarak adlandırılmaktadır.
    6100 sayılı HMK’nın 65. maddesinde “Asli Müdahale” başlığı altında;

    “Bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi, hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabilir.
    Asli müdahale davası ile asıl yargılama birlikte yürütülür ve karara bağlanır.”
    hükmü yer almakta;

    Aynı Kanunun “Fer’i Müdahale” başlıklı 66. maddesinde ise;
    “Üçüncü kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer`î müdahil olarak davada yer alabilir.”

    şeklinde düzenleme bulunmaktadır.

    Belirtilen müdahale şekillerinin davadaki konumu ve sonuçları farklıdır.

    Fer’i müdahalede üçüncü kişi, hukuki yararı olduğu gerekçesiyle görülmekte olan davaya ancak taraflardan birinin yanında ve onun yardımcısı olarak katılır. Bu nedenle fer’i müdahale, bir davanın davalılar aleyhine sonuçlanması halinde, kendi hukuksal durumu dolaylı şekilde etkilenecek olan üçüncü kişinin başvuracağı bir yoldur ve genellikle amaç, açılmış davanın davalı yararına sonuçlanmasını (reddedilmesini) sağlamaktır.

    6100 sayılı HMK’nın 65/2. maddesine göre fer’i müdahale dilekçesi, davanın taraflarına tebliğ edilir. Mahkeme, gerekirse taraflarla birlikte üçüncü kişiyi de dinlemek üzere davet eder, gelmeseler dahi müdahale talebi hakkında karar verir.

    Mahkeme, fer’i müdahale dilekçesi üzerine müdahale talebinin kabulüne veya reddine karar verir. Fer’i müdahil, müdahale talebinin reddine ilişkin kararı, asıl hüküm verildikten sonra lehine müdahale etmek istediği taraf aleyhine verilmiş olan hükme karşı temyiz yoluna başvurarak temyiz edebilir ve hükmün, müdahale talebinin haksız olarak reddedilmiş olması nedeniyle bozulmasını isteyebilir. Müdahale talebinin kabulü halinde ise fer’i müdahil, lehine katıldığı tarafla birlikte hareket ederek davayı ancak bulunduğu noktadan itibaren takip eder. Hüküm, lehine müdahale edilen taraf hakkında verilir. Müdahil hakkında karar verilemez. Müdahil hükmü ancak, lehine katıldığı tarafla birlikte temyiz edilebilir.

    Lehine müdahale edilen taraf temyiz yoluna başvurmazsa, HMK’nın 68. maddesi uyarınca, yanında katıldığı tarafla birlikte hareket etmek zorunda olan fer’i müdahil, yalnız başına kararı temyiz edemez. Müdahile husumet tevcih edilmediği gibi müdahil aleyhine bir karar da verilmemiş bulunan hallerde müdahilin tek başına temyiz isteğinde bulunmaya hakkı yoktur.

    Bir davada hüküm, ancak davada taraf olan hakkında verilebileceğinden, bu hükme yönelik temyiz yoluna başvurma yetkisi de sadece davanın taraflarına aittir. Asıl tarafın kararı temyiz etmesi halinde taraf yanında yer alan yani müdahil olan da temyiz edebilir ve bu halde temyiz eden feri müdahilin temyiz eden asıldan ayrı olarak gerekli harç ve temyiz giderini yatırması halinde kararı temyiz etme hakkı doğar. Bunun bir tek istinası ihbar olunan hakkında bir hüküm kurulmasıdır. İhbar olunan hakkında hüküm kurulmuş ise bu halde ihbar olunan taraf müdahil olmasa ve taraflar temyiz etmese de hükmü tek başına temyiz etme hakkı elde eder.

    Yapılan açıklamaların ışığında somut olaya bakıldığında; HMK’nın 48. maddesi uyarınca kendisine dava ihbar olunan Cumhuriyet Savcısı tarafından ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 4. Hukuk Dairesi Başkanlığına verilen dilekçe ile davaya katılan sıfatıyla kabulüne karar verilmesi talep edilmiş olmasına rağmen Özel Dairece bu talep hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir. İlk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 4. Hukuk Dairesince verilen ilk kararın Hukuk Genel Kurulunca bozulması üzerine bozma kararına uyularak verilen görevsizlik kararı davacıya ve davalı vekiline tebliğ edilmiş, karar davanın taraflarınca temyiz edilmemiştir. İhbar olunan Cumhuriyet Savcısı ise süresi içerisinde vermiş olduğu temyiz dilekçesi ile kararın bozulmasını talep etmiş, ancak temyiz dilekçesi içeriğinde müdahale talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması hususunu temyiz sebebi olarak dile getirmemiştir.

    İlk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 4. Hukuk Dairesince HMK’nın 67. maddesi uyarınca ihbar olunan Cumhuriyet savcısının müdahale talebi hakkında herhangi bir karar verilmemiş ise de; davaya katılmakta hukuki yararının bulunması ve davanın davalı aleyhine sonuçlanması halinde, kendi hukuksal durumunun dolaylı şekilde etkilenecek olması karşısında fer’i müdahil konumunda bulunduğunun kabulü gerekir.

    HMK’nın 68. maddesi gereğince fer’i müdahilin davaya yanında katılmayı talep ettiği tarafla birlikte hareket etmesi gerektiği dikkate alındığında, müdahil hükmü ancak lehine katıldığı tarafla birlikte temyiz edilebilir.

    Somut olayda, davalı Hazinenin temyiz isteminde bulunmaması ve temyize konu kararda Cumhuriyet Savcısı hakkında bir hüküm kurulmamış olması nedeniyle Cumhuriyet Savcısının fer’i müdahil konumunda bulunduğu kabul edilse bile tek başına temyiz hakkı bulunmamaktadır.

    Bu nedenle temyiz hakkı bulunmayan ihbar olunan/fer’i müdahil Cumhuriyet Savcısının temyiz isteminin reddi gerekir.

    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle ihbar olunan/fer’i müdahil Cumhuriyet Savcısının temyiz isteminin REDDİNE ve peşin harcın istek halinde iadesine, 24.05.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ
    Esas: 2017/971 Karar: 2017/8905
    Tarih: 18.04.2017

    • HMK 67. Madde

    • Fer’î Müdahale Talebi ve İncelenmesi

    Davacı vekili, müvekkili işçinin kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir.

    Davalı vekilleri, davanın reddini savunmuştur.

    İhbar olunan vekili, davaya katılma talebinde bulunarak, davanın reddini savunmuştur.

    Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    Kararı, davalı vekili ve ihbar olunan vekili temyiz etmiştir.

    İhbar olunan vekilinin temyizi yönünden;

    İhbar olunan ... İnş. ve Tic A.Ş. vekilinin, davaya katılma ( müdahale) talebinin karara bağlanmamış olması sebebiyle kararı temyiz hakkı bulunduğu kabul edilmiştir.

    Somut olayda, ihbar olunan ... İnş. ve Tic A.Ş. vekili, davaya katılma talebinde bulunmuş olup, söz konusu talebin feri müdahil sıfatıyla katılma talebi mahiyetinde olduğu açıktır. Mahkemece, söz konusu talep hakkında bir karar verilmemesi, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 67. maddesine aykırıdır. Anılan sebeple, öncelikle, ihbar olunan ... İnş. ve Tic A.Ş. vekiline, harçlar tarifesinde öngörülen başvuru harcını yatırması için süre verilmeli, neticeye göre feri müdahil sıfatıyla katılma talebi hakkında bir karar verilmelidir.

    Davalının temyiz itirazına gelince;

    Savunma hakkı, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınmıştır. Söz konusu madde hükmüne göre, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir". 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesi hükmünde de, davanın taraflarının, müdahillerin ve yargılamanın diğer ilgililerinin, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olduğu, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerdiği düzenlenmiştir.

    6100 Sayılı Kanun'un 280. maddesinde6100 Sayılı Kanun'un 280. maddesinde, bilirkişi raporunun birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; aynı Kanunun 281. maddesinde, tarafların bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebileceği hükme bağlanmıştır.

    Somut uyuşmazlıkta, Mahkemece, bilirkişi raporunun davalı vekiline tebliğ edilmeksizin,dava konusu alacaklar hakkında karar verilmesi, yukarıda açıklanan Anayasa ve Kanun maddelerine aykırıdır. Bu halde, mahkemenin davalı tarafın hukuki dinlenilme hakkını kullanmasına imkan tanıdığı ve adil bir yargılama yaparak sonuca ulaştığı söylenemez. Anılan sebeple, davalı vekiline bilirkişi raporu tebliğ edilerek itirazlarını sunması için imkan tanınmalı; itirazlarını sunması halinde bu itirazlar doğrultusunda değerlendirme yapılmalı ve sonuca göre bir karar verilmelidir.

    Yukarıda yazılı sebeplerden, usul ve kanuna aykırı karar verilmesi, sair yönler incelenmeksizin kararın bozulmasını gerektirmiştir.

    SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgililere iadesine, 18.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.