HMK Madde 58



  • İhtiyari Dava Arkadaşlarının Davadaki Durumu

    HMK Madde 58

    (1) İhtiyari dava arkadaşlığında, davalar birbirinden bağımsızdır. Dava arkadaşlarından her biri, diğerinden bağımsız olarak hareket eder.




  • HMK Madde 58 Gerekçesi

    Bu maddede, ihtiyarî dava arkadaşlığının usul hukukuna yönelik hükümlerine yer verilmiştir.

    Burada ihtiyarî dava arkadaşlarının, davalarının, birbirinden bağımsız olduğu ve her bir dava arkadaşının diğerinden bağımsız hareket edebileceği hususu vurgulanmıştır. Benzer düzenleme Alman Medeni Usul Kanununun 61 inci maddesinde de yer almaktadır.



  • HMK 58 (İhtiyari Dava Arkadaşlarının Davadaki Durumu) Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ
    Esas: 2016/22438 Karar: 2017/11228
    Tarih: 06.07.2017

    • HMK 58. Madde

    • İhtiyari Dava Arkadaşlarının Davadaki Durumu

    Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin Ocak 2011- Temmuz 2012 dönemlerinde 8556436 abone numara ile davalı şirketten elektrik hizmeti aldığını, davalı şirket tarafından adına düzenlenen faturalara dair tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve davalı tarafa aldığı hizmet karşılığını ödediğini, söz konusu faturalarda hizmet bedeli karşılığı olmayan, kayıp kaçak bedeli, iletim sistemi kullanım, dağıtım, perakende satış hizmet, TRT payı bedelleri adı altında haksız ve nesnetsiz şekilde yüklü bir meblağın tahsil edildiğini beyanla haksız ve hukuka aykırı şekilde tahsil edilen bedellere karşılık olmak üzere, fazlaya dair tüm hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlarındaki avans faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

    Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı şirket ile davalı şirket arasında akdedilen 08.10.2010 tarihli sözleşmeye göre ortaya çıkan uyuşmazlıklara tahkim yoluyla çözümlenmesi gerektiğini belirterek tahkim itirazında bulunmuş, davanın reddini istemiştir.

    Diğer davalı vekili davanın reddini istemiştir.

    Mahkemece "Davacı ile davalı arasında geçerli yazılı tahkim şartının bulunduğu, davalının tahkim ilk itirazında bulunduğu, her ne kadar diğer davalı tahkim itirazında bulunmamışsa da davacı tarafından açılan davada davalı şirketlerin aralarında dava arkadaşlığı bulunması sebebiyle davalılardan biri tarafından yapılan yani 116 maddesi anlamındaki ilk itirazlar, ileri sürmeyen davalıyı da kapsayacağı gerekçesiyle; Davacının davasının öncelikle tahkim yoluna başvurması gerektiğinden usulden reddine karar verilmiş, sözkonusu karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

    1- )Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.

    2- ) Uyuşmazlık kayıp kaçak, sayaç okuma, perakende satış hizmet bedeli, iletim ve dağıtım bedelinin iadesi istemiyle hem dağıtım şirketine hem toptan satış şirketine açılan istirdat davası niteliğindedir.

    Davalılar ve Ayedaş arasındaki ilişki ihtiyari dava arkadaşlığı niteliğinde olup; temyize esas dosya kapsamında davalı vekilince yapılan bir tahkim itirazı da bulunmamaktadır. İhtiyari dava arkadaşlığında, davaların istiklali prensibi geçerli olup, dava arkadaşı sayısınca dava vardır. Her dava arkadaşının davası birbirinden bağımsız olup dava arkadaşlarından her biri diğerlerinden bağımsız olarak hareket eder ( m.58 ). İhtiyari dava arkadaşlığında davalar birbirinden bağımsız olduğundan kural olarak dava şartları ve ilk itirazlar dava arkadaşlarının her biri için ayrı ayrı incelenir. İlk itirazların ileri sürülmesi açısından sadece ilk itirazı ileri süren dava arkadaşı bu itirazdan yararlanır.

    Somut uyuşmazlıkta salt davalı vekilinin Tahkim itirazında bulunduğu nazara alındığında, diğer davalı yönünden davada tefrik kararı verilerek dosyanın ayrı bir esasa kaydı; ihtiyari dava arkadaşı diğer davalıya dair dava yönünden ise, delillerin değerlendirilerek sonucu dairesinde hüküm tesisi gerekirken, "Davacının davasının öncelikle tahkim yoluna başvurması gerektiğinden bahisle her iki davalı yönünden usulden reddine" şeklinde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.

    SONUÇ : Yukarıda birinci bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan sebeplerle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeple yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 428.maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde temyiz edene iadesine, 6100 Sayılı geçici madde 3 atfıyla 1086 Sayılı HUMK'nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06.07.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 1. HUKUK DAİRESİ
    Esas: 2014/21679 Karar: 2016/5124
    Tarih: 26.04.2016

    • HMK 58. Madde

    • İhtiyari Dava Arkadaşlarının Davadaki Durumu

    Dava ve birleştirilen dava, vekâletnamenin hile ile alındığı ve kötüye kullanıldığı iddiasına dayalı tapu iptali-tescil istemine ilişkindir.

    Dosya içeriğinden, çekişme konusu ana taşınmazın imar ve ifraz işlemlerine tabi tutulduğu ve oluşan parsellerin birçok kişiye satışlar yoluyla devredildiği iddiasıyla, davacının vekalet verdiği kişi ve onunla işbirliği içinde bulunduğunu ileri sürülen kişilere ve de tespit edilebilen son kayıt maliklerine karşı asıl ve birleştirilen davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

    Mahkemece, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 119/b-2. fıkrası uyarınca, davalı olabilecek tüm kişilerin kesin süre içerisinde tespit edilip bildirilmediği gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın usulden reddine karar verilmiştir.

    Ne var ki, davanın niteliği göz önüne alındığında, davalı olabilecek kişiler arasında zorunlu dava arkadaşlığının değil, 6100 Sayılı HMK'nın 57 . maddesinde düzenlenen ihtiyari dava arkadaşlığının bulunduğu; aynı Kanunun 58. maddesinde değinildiği gibi, ihtiyari dava arkadaşlığında davalar birbirinden bağımsız olup dava arkadaşlarından her birinin diğerinden bağımsız olarak hareket edebileceği; bu durumda, davacının, tespit edebildiği kişiler hakkında gerek ayrı ayrı gerekse birlikte dava açabilmesine usulen bir engel olmadığı kuşkusuzdur.

    Hâl böyle olunca, işin esasına girilerek yargılamanın sürdürülmesi yerine, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.

    SONUÇ : Davacının temyiz itirazı açıklanan sebepten ötürü yerindedir. Kabulü ile, hükmün ( 6100 Sayılı Kanun'un geçici 3.maddesi yollaması ile ) 1086 Sayılı 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene iadesine, 26.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.