HMK Madde 34



  • Yasaklılık Sebepleri

    HMK Madde 34

    (1) Hâkim, aşağıdaki hâllerde davaya bakamaz; talep olmasa bile çekinmek zorundadır:

    a) Kendisine ait olan veya doğrudan doğruya ya da dolayısıyla ilgili olduğu davada.

    b) Aralarında evlilik bağı kalksa bile eşinin davasında.

    c) Kendisi veya eşinin altsoy veya üstsoyunun davasında.

    ç) Kendisi ile arasında evlatlık bağı bulunanın davasında.

    d) Üçüncü derece de dâhil olmak üzere kan veya kendisini oluşturan evlili bağı kalksa dahi kayın hısımlığı bulunanların davasında.

    e) Nişanlısının davasında.

    f) İki taraftan birinin vekili, vasisi, kayyımı veya yasal danışmanı sıfatıyla hareket ettiği davada.




  • HMK Madde 34 Gerekçesi

    Hâkimin davaya bakmaktan yasaklı olduğu hâllere ilişkin 1086 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin dili sadeleştirilmiş, yasaklılık hâllerinden her biri ayrı bir bentte düzenlenmiştir. Ancak, 28 inci maddenin (2) numaralı bendinde mevcut olan kan ve kayın hısımları arasındaki derece farkı kaldırılarak her iki hısımlık bakımından da üçüncü derece dahil olmak üzere yasaklılık getirilmiştir.

    Yine maddenin, (4) numaralı bendinde yer alan hüküm, hâkimlerin görevleri gereği yapamayacağı işlerle ilgili olup, uygulama alanı olmaması sebebiyle metne dahil edilmemiştir.

    Maddeye, nişanlılık da yasaklılık sebebi olarak ilave edilmiştir.



  • HMK 34. Madde Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY HUKUK GENEL KURULU
    Esas : 2017/1705 Karar : 2018/745
    Tarih : 4.04.2018

    • HMK 34. Madde

    Dava 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.

    Davacı vekili müvekkilinin davalı şirketten, diğer davalı banka nezdinde kullanılan kredi vasıtası ile ödeme yaparak satın aldığı taşınmazın yüz ölçümünün taahhüt edilenden daha az olduğunun sonradan anlaşıldığını ileri sürerek söz konusu ayıplı ifa nedeniyle doğan zararın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

    Davalı şirket vekili ve diğer davalı banka vekili istemin haksız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.

    Mahkemece davaya konu istemin açık ayıp mahiyetinde olduğu, ayrıca sözleşmeye göre de satıcıdan bu konuda hak talebinde bulunulamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

    Davacı vekilinin temyiz itirazları üzerine hüküm Özel Dairece yukarıda karar başlığında yazılı gerekçe ile bozulmuştur.

    Bozma kararına karşı yerel mahkeme davada HMK' nın 34’üncü maddesi şartlarının bulunmadığı,
    davanın açılış tarihinin 16.08.2011, karar tarihinin ise 04.12.2012 olduğu, bu süreçte davalı kurumda Av. ... ...'nın avukat olarak çalışmadığı,
    bu kişinin davanın başından sonuna kadar vekâletname sunmadığı gibi duruşmalara da hiçbir şekilde katılmadığı,
    UYAP üzerinden yapılan incelemede davalı şirketin mahkemelerinde çok az sayıda davasının bulunduğu, Av. ... ...`nın hüküm verildikten altı ay sonra davalı iş yerinde işe başladığı, bu durumun çekinme sebebi olarak kabul edilmeyeceği gerekçesi ile direnme kararı vermiştir.

    Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık somut olay bakımından yerel mahkeme hâkiminin davaya bakmaktan çekinmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

    Hukuk Genel Kurulundaki görüşme sırasında işin esasının incelenmesinden önce, yerel mahkemenin davanın esastan reddine ilişkin verdiği kararın Özel Dairece mahkeme hâkiminin davadan çekinme hükümlerini değerlendirmesi gerektiğinden bahisle bozulduğu olayda;
    mahkemenin, hâkimin davaya bakmaktan çekinmesini gerektirir bir durumun somut olayda söz konusu olmadığını direnme olarak adlandırılan karar gerekçesinde belirtmesinin bozma gereğinin yerine getirilmesi olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği,
    burada varılacak sonuca göre hükmün temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulu tarafından mı Özel Daire tarafından mı yapılacağı hususu ön sorun olarak tartışılıp incelenmiştir.

    Bilindiği üzere, direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için mahkeme bozma kararından esinlenerek yeni herhangi bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli; gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir (6217 sayılı Kanunun 30’uncu maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen geçici 3’üncü madde atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu`nun 429’uncu maddesi). Bir başka anlatımla, mahkemenin yeni bir delile dayanarak veya bozmadan esinlenerek gerekçesini değiştirerek yahut daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek karar vermiş olması hâlinde, direnme kararının varlığından söz edilemez.

    Somut olayda,Özel Daire bozma kararında hâkimin davaya bakmaktan çekinme hükümlerini değerlendirmesi gerektiğine işaret edilmiş;
    yerel mahkemece de direnme kararı olarak adlandırılan kararın gerekçesinde bozma kararına uygun şekilde davadan çekinme hususu değerlendirilmiş ve gerekli olmadığı sonucuna varılarak davanın reddine hükmedilmiştir.

    O hâlde temyize konu kararın, usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı, yeni hüküm niteliğinde olduğu her türlü duraksamadan uzaktır.

    Hâl böyle olunca, kurulan bu yeni hükmün temyiz incelenmesi görevi Özel Daireye ait olup dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir.

    SONUÇ: Yukarıda gösterilen nedenlerle davacı vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 13. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 04.04.2018 gününde oy birliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2015/21536 Karar : 2016/16355
    Tarih : 21.12.2016

    • HMK 34. Madde

    Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve
    özellikle davalı tarafın reddi hakim talebinin Hukuk Muhakemeleri Kanununun 38. maddesinde belirtilen usul ve sürede ileri sürülmediğinin,
    aynı kanunun 34. maddesindeki yasaklılık sebeplerinin bulunmadığının ve
    aynı kanunun 41. maddesine göre hakimin reddi talebinin geri çevrilmiş bulunduğunun ve
    davalının cevap dilekçesinde talep ettiği boşanmanın fer`i niteliğinde olmayan tazminat ve alacak talebi ile ilgili usulüne uygun açılmış dava bulunmadığından mahkemece ret hükmü kurulmasının hukuki sonuç doğurmayacağının anlaşılmasına göre,

    yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, işbu kararın tebliğinden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2015/16257 Karar : 2016/288
    Tarih : 14.01.2016

    • HMK 34. Madde

    Taraflar arasında görülen dava sırasında davalı vekili tarafından 22.10.2015-29.10.2015 havale tarihli dilekçe ile; "...davacının, mahkemenin zabıt katibi olarak görev yaptığı, Aksaray ilinde 4 ayrı asliye hukuk mahkemesi olduğu, öncelikle HMK'nın 34/1. maddesi gereğince yasaklılık sebeplerinin varlığı dolayısı ile davadan çekinmesi, bu mümkün değil ise HMK'nın 36/1-a maddesi gereğince reddi hakim talep ettikleri, hakimin davayı 5 ay gibi kısa bir sürede sonuçlandırdığı, duruşma tarihlerini yakın tuttuğu, hakimin kendisine ait olan veya doğrudan doğruya ya da dolayısı ile ilgili olduğu bu davadan kendiliğinden çekilmesi gerektiği halde davaya bakarak yasalara aykırı davrandığı, davayı aydınlatma ödevini yerine getirmediği...” gerekçeleriyle öncelikle hakimin çekilmesine, bu talepleri kabul edilmeyecekse reddi hakim taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

    Reddedilen Hakim, talebin reddi yönünde görüş bildirmesi üzerine, dosyayı inceleyen merci tarafından, davalı vekilinin hakimin çekilmesi talebinin ve reddi hakim talebinin reddine, reddi hakim talebinde bulunan davalının 1000,00.-TL disiplin para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    İncelenen dosya kapsamına göre, hakimin reddi için ileri sürülen hususlar HMK’nın 36. maddesinde tanımı yapılan sebeplerden değildir. Açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 14/01/2016 günü oy birliği ile karar verildi.