HMK Madde 22



  • İnceleme Yeri

    HMK Madde 22

    (1) Yetkili mahkemenin bir davaya bakmasına herhangi bir engel bulunduğu yahut iki mahkeme arasında yargı çevrelerinin sınırlarının belirlenmesinde tereddüt ortaya çıktığı takdirde, yetkili mahkemenin tayininde, ilk derece mahkemeleri için bölge adliye mahkemelerine, bölge adliye mahkemeleri için Yargıtaya başvurulur.

    (2) İki mahkemenin aynı dava hakkında göreve veya yetkiye ilişkin olarak verdikleri kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği takdirde, görevli veya yetkili mahkeme, ilgisine göre bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca belirlenir.




  • HMK Madde 22 Gerekçesi

    Bu maddede, yargı yeri belirlemesinin, hangi hâllerde nerede yapılacağı düzenlenmiştir.

    Görevli ve yetkili mahkeme, bir davaya herhangi bir engel nedeniyle bakamazsa yahut iki mahkemenin yargısal sınırlarının belirlenmesinde tereddüt hâlinde, yargı yerinin
    belirlenmesi amacıyla, ilk derece mahkemeleri için, bölge adliye mahkemelerine, bölge adliye mahkemeleri için de, Yargıtaya başvurulacaktır.

    Yine aynı şekilde, iki mahkemenin görevsizlik veya kesin yetki hâlinde yetkisizlik kararı vermeleri durumunda, ilk derece mahkemeleri için bölge adliye mahkemelerine, bölge adliye mahkemeleri için Yargıtaya başvurulacaktır.



  • HMK 22. Madde Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2016/5198 Karar : 2018/1366
    Tarih : 26.02.2018

    • HMK 22. Madde

    Dava, olağanüstü kat malikleri kurulu kararının iptaline ilişkindir.

    İstanbul Anadolu 15. Sulh Hukuk Mahkemesi, HMK`nın 4. maddesi gözetildiğinde davanın Kat Mülkiyeti Kanununun uygulanmasına ilişkin olmayıp, 6306 sayılı Kanun kapsamında yapılan ve şartları yönetmeliğin 15/2 maddesinde belirtilen toplantının kat mülkiyeti ile ilgisi bulunmadığından bu tür toplantılarda Kat Mülkiyeti Kanununun uygulanmayacağından mahkemenin görevsiz olacağının açık olduğu gerekçesi ile 114/c maddeleri uyarınca mahkemenin görevsizliğine ve davanın usulden reddine karar vermiştir.

    İstanbul Anadolu 22. Asliye Hukuk Mahkemesince ise, davaya konu anataşınmazın Kat Mülkiyeti Kanununa tabi bir yer olması, olaya Kat Mülkiyeti Kanununun uyacağı bu hususta sulh hukuk mahkemelerininde özel yetkisi olduğundan dava bu haliyle Kat Mülkiyeti Kanununa ilişkin olup, sulh hukuk mahkemesinin görevine girdiği, Kanunun 33. maddesinde de kat malikleri kurulunca verilen kararlar aleyhine karar tarihinden itibaren 1 ay içerisine sulh hukuk mahkemesine kararın iptali için başvuracaklarının ayrıca belirtildiği, bu itibarla kentsel dönüşüm gerekçesiyle mahkeme ile irtibatlandırılarak asliye hukuk mahkemesine dava açılamayacağı gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir.

    Dosya içindeki bilgi ve belgelerden, dava konusu 1107 ada 168 parselde kat mülkiyeti kurulu olduğu, anataşınmazda 14 bağımsız bölüm bulunduğu, 29/07/2013 tarihinde 6306 sayılı Kanuna göre "riskli yapıdır" şerhi konulduğu anlaşılmıştır. İptali talep edilen 15/09/2015 tarihli kat malikleri kurul toplantılarında mevcut binanın yıkılarak yeni bina yapılması, müteahhitin seçilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.

    6306 sayılı Kanunun 6. maddesinin 1. fıkrasına göre, üzerindeki bina yıkılarak arsa haline gelen taşınmazlarda daha önce kurulmuş olan kat irtifakı veya kat mülkiyeti, ilgililerin muvafakatları aranmaksızın bakanlığın talebi üzerine ilgili tapu müdürlüğünce re`sen terkin edilerek malikleri adına payları oranında tescil edilir. Bu parsellerin malikleri tarafından değerlendirilmesi esastır. Bu çerçevede parsellerin tevhit edilmesine, münferit veya birleştirilerek veya imar adası bazında uygulama yapılmasına, yeniden bina yaptırılmasına, payların satışına, kat karşılığı veya hasılat paylaşımı ve diğer usuller ile yeniden değerlendirilmesine sahip oldukları hisseleri oranında paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile karar verilir. Bu hüküm anataşınmaz üzerindeki yapının yıkılıp kat mülkiyetinin veya kat irtifakının sona ermesinden sonra uygulanabilecektir.

    Somut olayda dava konusu taşınmaz üzerindeki davaya konu kat malikleri kurul kararlarının alındığı tarihte yapının mevcut olduğu, kat mülkiyetinin kurulu bulunduğu ve halende yapının yıkılmadığı dikkate alındığında binanın yıkılarak yeniden yapılması yönünde alınan kararların Kat Mülkiyeti Kanununun 45. maddesi gereğince tüm kat maliklerinin oybirliği ile verecekleri kararla mümkündür. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olayda 6306 sayılı Kanun hükümleri değil 634 sayılı Kanun hükümleri uygulama alanı bulacaktır.

    Dava, 1107 ada 168 parsele ait kat malikleri kurul kararlarının iptaline karar verilmesi istemine ilişkin olup taraflar arasındaki uyuşmazlık Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerinden kaynaklanmaktadır.

    Kat Mülkiyeti Kanununun Ek-1. maddesi hükmüne göre bu yasadan doğan her türlü anlaşmazlığın değerine bakılmaksızın sulh hukuk mahkemesinde çözümlenmesi gerektiğinden uyuşmazlığa bakma görevi İstanbul Anadolu 15. Sulh Hukuk Mahkemesindedir.

    SONUÇ: Yukarıda belirtilen nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince İstanbul Anadolu 15. Sulh Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 26/02/2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2017/8004 Karar : 2017/6428
    Tarih : 14.07.2017

    • HMK 22. Madde

    Temyiz incelemesi yapılabilmesi için;

    ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.05.2017 gün ve 2014/289 2017/194 sayılı kararın taraflara tebliğ edilip kesinleşme şerhi verilmeden gönderildiği anlaşılmaktadır.

    6100 sayılı HMK’nın 22/2. maddesinde
    " İki mahkemenin aynı dava hakkında göreve veya yetkiye ilişkin olarak verdikleri kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği takdirde, görevli veya yetkili mahkeme, ilgisine göre bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.

    Yargı yeri belirlenebilmesi için, her iki kararın da temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olması gerektiğinden öncelikle, anılan yetkisizlik kararının mahkemesince taraflara tebliği sağlanmalı, temyiz edilmesi halinde dosyanın Yargıtay ilgili hukuk dairesine, temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde kesinleşme şerhi verildikten sonra yargı yeri belirlenmesi için Daireye gönderilmesi,

    Ayrıca, dava dosyasının, 6100 sayılı Kanunun 302/4. maddesi ve Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca tarih ve işlem sırasına göre düzenlenip, dizi listesine bağlandıktan sonra gönderilmesi gerekmektedir.

    SONUÇ: Yukarıda değinilen eksikliklerin giderilmesi için dosyanın yerel mahkemeye gönderilmesine 14/07/2017 günü oy birliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2017/7959 Karar : 2017/6371
    Tarih : 7.07.2017

    • HMK 22. Madde

    Temyiz incelemesinin yapılabilmesi için;

    Dosya kapsamına, iddia ve savunmaya, mahkemece kabul edilen hukuki niteliğe göre uyuşmazlık, rücuen tazminat isteminden kaynaklanmaktadır.

    ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen görevsizlik kararı kesinleşmeksizin davacı vekilince ... İş Mahkemesinde dava dilekçesi harçlandırılmak suretiyle yeni bir dava açılmıştır.

    6100 sayılı HMK’nın 22/2. maddesinde "İki mahkemenin aynı dava hakkında göreve veya yetkiye ilişkin olarak verdikleri kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği takdirde, görevli veya yetkili mahkeme, ilgisine göre bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.

    Yargıtayca yargı yeri belirlenebilmesi için; her iki kararın da temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olması gerektiğinden öncelikle, ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen görevsizlik kararının taraflara tebliği sağlanmalı, temyiz edilmesi halinde dosyanın Yargıtay ilgili hukuk dairesine, temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde kesinleşme şerhi verildikten sonra yargı yeri belirlenmesi için Daireye gönderilmesi gerekmektedir.

    Bu duruda mahkemeler arasında görevsizlik kararı bulunmayıp uyuşmazlık merci tayinine ilişkin değildir.

    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle dosyanın YEREL MAHKEMEYE GÖNDERİLMESİNE 07/07/2017 günü oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 15. HUKUK DAİRESİ
    Esas: 2014/380 Karar: 2014/5419
    Tarih: 24.09.2014

    • HMK 22. Madde

    Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

    Uyuşmazlık zaman bakımından uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanmıştır.

    Davada, 20.06.2012 tarihli temlikname ile dava dışı yükleniciden temlik alınan alacağın tahsili için İstanbul 25. İcra Müdürlüğü'nün 2012/24519 sayılı dosyasıyla başlatılan icra takibine davalı borçlu (iş sahibi) tarafından yapılan itirazının iptâli ile takibinin devamı ve icra inkâr tazminatı istenmiştir.

    Davalı borçlu takibe itirazında, davalı şirketin yerleşim yerinin Kartal olması nedeniyle yetkili icra dairesinin Kartal İcra Müdürlüğü olduğunu ileri sürerek icra dairesinin yetkisine, esas yönden de borca ve ferilerine itiraz etmiştir. Davalı davaya cevabında ise, icra dairesinin yetkisi yanında mahkemenin yetkisine de itiraz etmiş, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Ticaret Mahkemesi olduğunu belirterek davanın usul ve esas yönden reddini dilemiştir.

    Mahkemece, davalının yerleşim yeri Maltepe-Kartal/İstanbul olduğundan ve Kartal mahkeme ve icra daireleri İstanbul Anadolu mahkeme ve icra daireleriyle birleştiğinden İİK'nın 50/1. maddesinin göndermesiyle 6100 sayılı HMK'nın 6. maddesi uyarınca genel yetkili icra dairesinin İstanbul Anadolu İcra Müdürlüğü olduğu, sözleşmenin ifa yeri İstanbul Anadolu sınırları içinde kaldığından HMK'nın 10. maddesine göre de yetkili icra dairesinin İstanbul Anadolu İcra Müdürlüğü olduğu, davalı iş sahibi ile dava dışı yüklenici (temlik eden) arasında düzenlenen 07.05.2011 tarihli eser sözleşmesinin 10. maddesinde İstanbul mahkemelerinin yetkili olacağı kararlaştırılmışsa da davacı temlik alan bu sözleşmede taraf olmadığından sözleşmedeki yetki şartının davacıyı bağlamayacağı, kaldı ki, sözleşmedeki yetki şartı mahkemeye ilişkin olup icra dairesini kapsamadığı, bu nedenle İstanbul İcra Müdürlüğü'nün yetkisine yapılan itirazın yerinde olduğu, yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir takip bulunmadığından davanın reddi gerektiği gerekçeleri ile dava reddedilmiştir.

    Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    Yanlar arasındaki uyuşmazlık sözleşmedeki yetki şartının geçerli olup olmadığı, mahkemeyle ilgili yetki şartının icra dairesini de kapsayıp kapsamadığı, yetki şartının sözleşmenin külli ve cüzi haleflerini (temlik alanı) bağlayıp bağlamadığı noktalarında toplanmaktadır.

    Yetki şartını ihtiva eden 07.05.2011 tarihli sözleşme 1086 sayılı HUMK'nın yürürlükte bulunduğu dönemde yapılmıştır. Yetki sözleşmeleri usul hukuku bakımından sonuç doğurmakla birlikte kurulmaları ve geçerlilikleri bakımından maddi hukuk ilkelerine tabi olduğundan 6100 sayılı HMK'nın yürürlüğe girdiği tarihten sonra da geçerliliklerini sürdürmektedir. HUMK'nın 22. maddesine göre yetkinin kamu düzenine ilişkin olmadığı hallerde taraflar yetkisiz bir mahkemeyi yetkili kılabilirler. Bu durumda kanunen yetkili genel ve özel mahkemelerin yanında sözleşmeyle yetkili kılınan mahkeme de davaya bakmakla yetkili olur. Yetki sözleşmesi ile yetkili kılınan mahkeme davaya bakmak zorunda olup, davaya bakmaktan kaçınamaz. İİK'nın 50. maddesi uyarınca, HUMK'nın mahkemelerle ilgili yetki hükümleri kıyasen icra daireleri için de uygulanacağından mahkemelerle ilgili olarak kararlaştırılan yetki sözleşmesi ya da şartının icra müdürlüklerini de kapsadığı kabul edilmelidir. Usul ve maddi hukuk yönünden geçerli yetki sözleşmeleri sözleşmenin taraflarını bağlayacağı gibi külli ve cüzi haleflerini de, örneğin temlik alanı da bağlar.

    Somut olayda, davalı iş sahibi M.. Konut İnş. A.Ş. ile dava dışı yüklenici E..Dekor San. Tic. A.Ş. arasında imzalanan 07.05.2011 tarihli sözleşmenin 10. maddesinde, sözleşme ve eklerinin uygulanmasından doğabilecek her türlü anlaşmazlıkların çözümünde İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğu kararlaştırılmıştır. Sözleşmedeki yetki şartı, HUMK’nın 22. maddesinde sayılan koşulları taşıdığından sözleşmenin tarafları ile külli ve cüzi halefleri (sözleşme konusu alacağı yükleniciden temlik alan davacı) bakımından geçerli ve bağlayıcı bulunmaktadır. Yetki sözleşmesi (şartı) uyarınca takibin başlatıldığı İstanbul 25. İcra Müdürlüğü yetkili olup, davacı alacaklının seçimlik hakkını bu yönde kullanmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Bu durumda davalının icra dairesinin yetkisine yönelik itirazının reddedilerek işin esasının incelenmesi gerekirken, davalının yetki itirazının kabul edilerek yetkili icra dairesinde başlatılmış geçerli bir takip bulunmadığından davanın reddi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.

    Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davacı yararına bozulmasına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 24.09.2014 gününde oybirliğiyle, karar verildi.