HMK Madde 18



  • Yetki Sözleşmesinin Geçerlilik Şartları

    HMK Madde 18

    (1) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri konular ile kesin yetki hâllerinde, yetki sözleşmesi yapılamaz.

    (2) Yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı olarak yapılması, uyuşmazlığın kaynaklandığı hukuki ilişkinin belirli veya belirlenebilir olması ve yetkili kılınan mahkeme veya mahkemelerin gösterilmesi şarttır.




  • HMK Madde 18 Gerekçesi

    Taraflarca yapılan yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için gerekli şartlar düzenlenmiştir.

    Birinci fıkraya göre, yetki sözleşmesi ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri konularda yapılabilir. Örneğin ayrılık, boşanma gibi kesin yetki hâllerinde, yetki sözleşmesi yapılamaz.

    Yetki sözleşmesinin caiz olduğu hâllerde, sözleşmenin geçerli olarak yapılabilmesi için, yazılı olarak yapılması, uyuşmazlığın belli veya belirlenebilir nitelikte olması, yetkili kılınan mahkeme veya mahkemelerin de gösterilmesi gereklidir.



  • HMK 18 (Yetki Sözleşmesinin Geçerlilik Şartları) Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2017/5506 Karar : 2017/3030
    Tarih : 10.04.2017

    • HMK 18. Madde

    • Yetki Sözleşmesinin Geçerlilik Şartları

    Dava, hizmet sözleşmesi nedeniyle, ödenmeyen bedelin tahsili amacıyla yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.

    ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesince; davanın, taraflar arasındaki yetki sözleşmesi ile yetkili kılınan ...Mahkemelerinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir.

    ....Asliye Ticaret Mahkemesince ise taraflarca doğacak anlaşmazlıklarda yetkili mahkeme ...Mahkemeleri olarak kararlaştırılmışsa da; davalı tarafça yetki itirazında bulunulmadığı, kesin yetki de sözkonusu olmadığından mahkemece re'sen yetkisizlik kararı verilemeyeceği gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir.

    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 17. maddesinde "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." düzenlemesi yer almaktadır.

    Yetki sözleşmesi tacirler veya kamu tüzel kişileri arasında yapıldığı takdirde HMK'nın 17. maddesi uyarınca geçerlidir. Yalnızca tacirler ve kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlık hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi yetkili kılabilir. Bu yeni düzenleme, 01.10.2011 tarihinden sonra açılacak davalar bakımından uygulanmakla birlikte, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 19. maddesinin 2. bendi “Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz.” hükmünü içermektedir.

    Mahkemece re'sen yetkisizlik kararı verilebilecek haller, dava şartı olan, kesin yetki halleridir. HMK'nın 18. maddesi kesin yetkinin olduğu hallerde tarafların yetki sözleşmesi yapamayacaklarını açıkca düzenlemiştir. Bu nedenle yetki sözleşmesi kesin yetkinin olduğu hallerde yapılamaz. Yetki sözleşmesinin yapılmış olması da resen yetkisizlik kararı verilebilecek hallerden değildir. (11. HD 2016/15056 -2017/319 vb).

    Somut olayda, kesin yetki durumu bulunmadığından ve taraflar yetki itirazı ileri sürmediğinden, davanın ilk açıldığı ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi yetkili hale gelmiştir. Bu durumda uyuşmazlığın, davanın ilk açıldığı ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp çözümlenmesi gerekmektedir.

    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. Maddeleri ile 5235 sayılı Kanunun 36/3.maddesi gereğince ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 10/04/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2015/12955 Karar : 2017/999
    Tarih : 22.02.2017

    • HMK 18. Madde

    • Yetki Sözleşmesinin Geçerlilik Şartları

    Davacı vekili; yükleyicisi ... A.Ş. olan ve müvekkili şirket ... A.Ş'nin acenteliğini yaptığı donatan ...i Group - ... S.P.A Di Navigazione'e ait 22.06.2012 tarih ve ... nolu konişmento kapsamında deniz taşıması üstlenilen 50 adet Opel Combo marka/model aracın ... Limanından, İspanya...'ya taşındığını, ancak taşımaya konu araçlardan ... şasi nolu Opel ...marka/model aracın, davalı liman işletmesinin sorumluluğu altında iken hasarlandığını, bu hususun 29.06.2012 tarihli hasar tutanağı ile de sabit olduğunu, hasar tutanağında hasarın “ Port Compound Damage" nedeniyle meydana geldiğinin açıkça belirtildiğini, araçta davalı liman işletmesinin kusuru nedeniyle meydana gelen işbu hasar nedeniyle anılan aracın Fransa’daki nihai alıcısı tarafından hasarlı teslim alınıp onarımının yaptırılmak zorunda kalındığını, General Motors ... tarafından hasar onarım tutarı olan 2.306,... EURO'nun müvekkili şirketin acenteliğini yaptığı donatana fatura edilip donatanca ödendiğini, davalının neden olduğu hasar nedeniyle müvekkili şirketin acenteliğini yaptığı donatanın ödemek zorunda kaldığı 2,306,... EURO tutarındaki hasar bedeli için davalı aleyhine ... 34. İcra Müdürlüğü'nün 2013/14746 Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını ancak işbu takibin davalı-borçlunun itirazı üzerine durdurulduğunu, davalı - borçlunun itirazının haksız ve kötüniyetli olması sebebi ile işbu itirazın iptali davasının açılması zarureti doğduğunu belirterek, ... 34. İcra Müdürlüğü’nün 2013/14746 Esas sayılı icra takibine davalının yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

    Davalı vekili; ... 34. İcra Müdürlüğü'nün 2013/14746 Esas sayılı dosyasına yaptıkları yetki itirazının müdürlükçe değerlendirilmediğini, mahkemenin yetkisine itirazda bulunduklarını ve yetkili mahkemenin Gemlik/... Mahkemelerinin olduğunu, davacının söz konusu davaya ait beyanları ve taleplerinin asılsız olduğunu, davacının müvekkili şirketten değil aracı kullanan ve araçtan sorumlu olan çalışanından bu hasarın giderilmesini talep etmesi gerektiğini, oluşan zararda müvekkili şirketin sorumlu olmadığını savunarak, yetki itirazlarının kabulünü, davanın reddini, davacının tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

    Mahkemece; yapılan incelemede tarafların HMK'nın 18. maddesi uyarınca aralarında herhangi bir yetki sözleşmesi imzalamadıkları ve davalı şirket adresinin mahkemenin yetki sınırları dışında olduğu ve genel yetki kuralı gereği yetkili mahkemenin davalı ikametgahı olan .../... Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu anlaşıldığından dava dilekçesinin yetki nedeniyle reddine karar verilmiştir.

    Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

    Dosyadaki yazılara kararın dayandığı deliller ile gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.

    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 22.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2016/4401 Karar : 2017/299
    Tarih : 17.01.2017

    • HMK 18. Madde

    • Yetki Sözleşmesinin Geçerlilik Şartları

    Davacı vekili, müvekkili şirkete Nakliyat Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunan dava dışı ... A.Ş. tarafından satın alınan emtianın ...’den İstanbul'a taşıma işinin ... Ltd. tarafından üstlendiğini ve taşıma sırasında hasara uğradığını, hasar bedelini ödeyen müvekkilinin sigortalısının haklarına halef olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 4.221,50 TL’nin 22/08/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

    Davalı vekili, yetki itirazında bulunmuş, davanın usul ve esastan reddini istemiştir.

    Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu taşımaya ilişkin konişmentodaki taşıyıcının ticaret merkezi olan ... mahkemelerinin yetkili olduğuna ilişkin düzenlemenin 6100 sayılı HMK’nın 17 ve 18 m. uygun olarak sözleşmeye yetki şartı konulabileceği gibi, ayrı bir yetki anlaşması da yapılabileceğinden, konişmentoda bulunan taşıma hukukuna ilişkin düzenlemelerin dava konusu olayda davacı ... şirketini de bağladığı, uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıması, mahkemenin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmiş bulunmaması, uyuşmazlığın akdi borç ilişkisinden doğması ve konişmentoya konan yetki ve hukuka ilişkin düzenlemelerin geçerli ve bağlayıcı olması, tacirler arasında yapılan yetki sözleşmelerindeki yetki şartının, sözleşmede aksi kararlaştırılmamış olmadıkça sözleşmenin taraflarını bağlayacağı, davacının sigortalısı gönderilenin ciro ile aldığı konişmentoyu ibraz ederek yükü teslim almış olmasının konişmentoyu ciro yolu ile alıp, yükü teslim almada kullanılan konişmentonun şartlarının davacı sigortalısı ve dolayısıyla davacı ... şirketini halefiyet kuralı gereği bağlayıcı nitelikte olduğu gerekçesiyle, davalının yetki itirazının kabulü ile dava dilekçesinin uygulanacak hukuk ve uluslararası yetki yönünden reddine karar verilmiştir.

    Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

    Dosyadaki yazılara kararın dayandığı deliller ile gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.

    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3,70 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 17.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2015/14759 Karar : 2015/32910
    Tarih : 11.11.2015

    • HMK 18. Madde

    • Yetki Sözleşmesinin Geçerlilik Şartları

    Davacı, TCDD Manisa – Bandırma hattı hemzemin geçitlerinde meydana gelebilecek kazaların önlenmesi, can ve mal güvenliğinin sağlanması amacıyla davalı Belediyenin sorumluluk sahasında bulunan hemzemin geçitte Ocak 2008 – Şubat 2010 döneminde bekçilik hizmetlerinin davalı Belediye tarafından yerine getirilmemesi üzerine bu hizmetin ihale yöntemi ile hizmet alımı yaparak vekaletsiz iş görme hükümleri gereğince yerine getirilmesini sağladığını ve bunun için toplam 258.703.71.TL ödediğini ileri sürerek, 258.703.71.TL alacağın temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

    Davalı, dava tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6360 sayılı Yasa gereğince sorumluluğun Balıkesir Büyükşehir Belediyesi` ne geçtiğini yani kendisine husumet yöneltilmeyeceğini ileri sürerek öncelikle husumet ve esas yönünden davanın reddini dilemiştir.

    Mahkemece, 6360 sayılı Yasa' nın geçici 1. maddesinin 8. bendi gereğince sorumluluğun Balıkesir Büyükşehir Belediyesine geçtiği ve taraflarca ileri sürülmese bile res' en mahkeme tarafından yetki hususunun dikkate alınacağı buna göre Balıkesir Asliye Hukuk Mahkemesi` nin yetkili olduğu gerekçesiyle mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın reddine, karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.

    HMK.' nun 6. maddesi gereğince bir davada genel yetkili mahkeme, davalının ikametgahının bulunduğu yer mahkemesidir. Öte yandan yine aynı Kanun` un 18. maddesinde tarafların yetki sözleşmesi yapmak suretiyle yetkili olmayan bir mahkemenin yetkisini kabul edebilecekleri belirtilmiştir. Dolayısıyla dava, kesin yetki kuralı olmadığı takdirde davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir. (Bkz. HGK. 5.11.2003, 2003/13-640-627 sayılı kararı)

    Somut olayda, az yukarıda anılan ve davanın açıldığı 31.03.2014 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan HMK.` nun 6. maddesi gereğince davalının ikametgahının Susurluk olması nedeniyle davanın açıldığı Susurluk Mahkemesi bu davaya bakmaya yetkilidir. Kaldı ki, davalı ne ilk itiraz olarak süresinde ne de davanın açıldığı tarihten karar tarihine kadar herhangi bir yetki ilk itirazında bulunmamıştır. Vekaletsiz iş görmeden doğan alacak davasında da yetki ile ilgili kamu düzenini ilgilendiren bir yetki kuralı bulanmamaktadır. Mahkemece değinilen bu yönler gözetilerek işin esasına girilip hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yanlış gerekçe ile yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

    Yukarda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün taraflar yararına ( BOZULMASINA ), peşin alınan 25,20 TL. harcın istek halinde taraflara ( İADESİNE ), oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ
    Esas: 2016/15056 Karar: 2017/319
    Tarih: 17.01.2017

    • HMK 18. Madde

    • Yetki Sözleşmesinin Geçerlilik Şartları

    Davacı vekili; davalı M... Firması ile müvekkili arasında imzalanan 04.05.2015 tarihli sözleşme koşullarının ihlal edildiğini, davalı M... Firmasının Dubai'de bulunan Naraindas Bahirwani isimli firma için yapılan taşıma işleminin, taraflar arasındaki bu sözleşme nedeniyle müvekkilinin denetimine bağlı olduğunu, müvekkili ile davalı arasında bu tür işlerin yapılma şekline yönelik sözleşmede özel şartlar getirildiğini, bu şartları gözetmeksizin haksız ve fahiş oranda alındığı tespit edilen 13.200,00 USD'nin dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalı firmadan alınmasını ve dava dışı müşteri firmaya teslim edilmek üzere müvekkili firmaya ödenmesini talep ve dava etmiştir.

    Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacı ile davalı arasında yapılan sözleşmede uyuşmazlıkların çözümünde yetkili mahkeme olarak İstanbul Mahkemelerinin gösterildiği, 17. maddesi gereğince tüzel kişiler arasında doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlık hakkında mahkemenin sözleşme ile yetkili kılınabileceği, sözleşme ile belirlenen mahkemede davanın açılması gerektiği, sözleşme ile belirlenen yetkili mahkemenin bağlayıcı olduğu, davanın sözleşme ile belirlenen yetkili mahkemede açılmadığı, davalı vekilinin itirazının süresinde olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir.

    Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

    Mahkemece re'sen yetkisizlik kararı verilebilecek haller, dava şartı olan, kesin yetki halleridir. HMK'nın 18. maddesi kesin yetkinin olduğu hallerde tarafların yetki sözleşmesi yapamayacaklarını açıkca düzenlemiştir. Bu nedenle yetki sözleşmesi kesin yetkinin olduğu hallerde yapılamaz. Yetki sözleşmesinin yapılmış olması da resen yetkisizlik kararı verilebilecek hallerden değildir.

    Bu bakımdan, mahkemece davalı tarafa dava dilekçesi tebliğ edilip taraf teşkili tamamlanmaksızın, mahkemece taraflar arasında 04.05.2015 tarihli yetki sözleşmesine bağlı olarak verilen resen yetkisizlik kararı doğru görülmediğinden hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.

    SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 17.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ
    Esas: 2014/292 Karar: 2014/6812
    Tarih: 05.05.2014

    • HMK 18. Madde

    • Yetki Sözleşmesinin Geçerlilik Şartları

    Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkiline ait Etlik ve Sincan Hastaneleri ile Genel Müdürlük binasında kullanılan elektrik bedellerine ilişkin faturalarda yer alan kayıp kaçak bedeli, sayaç okuma bedeli, iletim bedeli, personel satış hizmet bedeli ve dağıtım bedellerinin hiç bir hukuki dayanağı bulunmaması sebebiyle iadesini talep ve dava etmiştir.

    Davalılardan, Z.. Elektrik AŞ. aralarındaki abone sözleşmesine göre İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğundan bahisle yetki itirazında bulunmuştur.

    Diğer davalılar A.. Grup A.Ş. ve E.. A.. ise davanın reddini dilemişlerdir.

    Mahkemece, davalılardan Z.. A.Ş. ile yapılan sözleşmede İstanbul Mahkemelerinin yetkili kılındığı ve 17. maddesine göre bu yetki şartının kesin yetki olduğu gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm, süresinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    Dava, abone sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit ve istirdat isteminden ibarettir.

    Mahkemenin yargı yetkisi dava konusuna bağlı bir sınırlama yanında, yer itibariyle de sınırlandırılmıştır. Mahkemelerin kendi yargı çevresi içindeki davalara bakabilme iktidarı yetki kuralına göre belirlenir.

    6100 sayılı HMK.'nun genel yetkiyi düzenleyen 1.fıkrasına göre; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." de," davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır. Birden fazla davalının bulunduğu hallerde, davanın, davalılardan birini sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı, deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme, ilgili davalının itirazı üzerine, onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir." denilmektedir.

    6100 sayılı HMK'nın “ yetki sözleşmesi “ başlıklı ise “Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” hükmü düzenlenmiştir.

    Somut olayda, mahkemece, HMK'nın 17. maddesi uyarınca yetkisizlik kararı verilmiştir. Oysa, HMK'nın yetkiyi düzenleyen maddelerinde kesin yetki halleri açıkça belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 17. maddesinde tacirler ve kamu tüzel kişilerinin aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşme ile yetkili kılabilecekleri, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça davanın sadece sözleşme ile belirlenen bu mahkemelerde görülebileceği şeklinde düzenleme yapılmıştır. Taraflar tacir olduğundan 6100 sayılı HMK'nın 17.maddesi uyarınca anılan yetki şartı geçerlidir. Ne var ki, yetki sözleşmesi ya da sözleşmeye konulan yetki şartı ile belli bir veya birden fazla mahkemenin yetkili kılınması hususu kesin yetki olarak değerlendirilemez. Zira, kesin yetki halleri 6100 sayılı HMK'nın yetki ile ilgili hükümlerinde açıkça belirtilmiştir. Örneğin anılan kanunun 11.maddesinde mirastan doğan davalarda, 12.maddesinde ise taşınmazın aynından doğan davalarda kesin yetki kuralı düzenlenmiştir. Kesin yetki bulunan durumlarda taraflar sözleşme ile başka bir mahkemeyi yetkili kılamazlar. Oysa, HMK'nın 17.maddesinde tarafların, yetki sözleşmesine rağmen sözleşmede belirtilen mahkeme dışındaki kanunda yetkili olduğu hükme bağlanan mahkemelerin de yetkilerinin devam edeceğini kararlaştırabilecekleri öngörülmüştür. Kesin yetki durumunda yetki sözleşmesi yapılamaz. Nitekim HMK'nın 18.maddesinde açıkça; " Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri konular ile kesin yetki hallerinde yetki sözleşmesi yapılamaz." hükmüne yer verilmiştir. Tüm bu hususlar gözetildiğinde yetki sözleşmesi ya da yetki şartında yetkili olduğu belirtilen mahkemenin kesin yetkisinden söz etmek mümkün değildir.

    HMK'nun 10. maddesine göre sözleşmelerden doğan davalarda yetki özel yetki kuralıdır. Sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda aktin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir (Kuru sf. 140-prg.8-9).

    Bu açıklamaların ışığında, davalılardan Z.....A.Ş tarafından sunulan Enerji Satış Sözleşmesinin incelenmesinden; sözleşmenin 19.maddesi ile sözleşmeden doğan uyuşmazlıkların çözümünde İstanbul Mahkemelerinin yetkili kılındığı anlaşılmaktadır. Bu durumda sözleşmenin icra ve ifa yeri Ankara olduğundan davanın Ankara Asliye Ticaret Mahkemesinde de açılabileceği gözetilerek işin esasına girilip hasıl olan sonuca göre uygun bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

    Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 428.maddesi gereğince bozulmasına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 05.05.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi.