HMK Madde 9



  • Türkiye’de Yerleşim Yerinin Bulunmaması Hâlinde Yetki

    HMK Madde 9

    (1) Türkiye’de yerleşim yeri bulunmayanlar hakkında genel yetkili mahkeme, davalının Türkiye’deki mutad meskeninin bulunduğu yer mahkemesidir. Ancak, diğer özel yetki hâlleri saklı kalmak üzere, malvarlığı haklarına ilişkin dava, uyuşmazlık konusu malvarlığı unsurunun bulunduğu yerde de açılabilir.




  • HMK Madde 9 Gerekçesi

    1086 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi ve 16 ncı madde hükümleri birlikte değerlendirilmiştir. Türkiye’de, yerleşim yeri olmayanlar hakkında açılacak davalar için, mutad meskenlerinin bulunduğu yer mahkemesi, genel yetkili mahkeme olarak kabul
    edilmiştir. Ancak, diğer özel yetki kurallarına göre yetkili olabilen mahkeme varsa, onların yetkisi devam etmek kaydıyla, belirli bir malvarlığına ilişkin dava, o malvarlığı unsurunun bulunduğu yerde de açılabilecektir.

    Bu maddede, davalının Türkiye’de son oturduğu yer ve Türkiye’de herhangi bir malı veya teminatı bulunuyorsa, dava konusu olmayan o malın veya teminatın bulunduğu yerin de yetkili olması kabul edilmemiştir. Böylelikle, Türk mahkemelerinin vermiş oldukları kararların, yabancı ülkelerde tanınması veya tenfizi gerektiğinde, “aşkın yetki” gerekçesiyle tanıma veya tenfiz talebinin reddi engellenmek istenmiştir.



  • HMK 9 (Türkiye’de Yerleşim Yerinin Bulunmaması Hâlinde Yetki) Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY HUKUK GENEL KURULU
    Esas : 2014/11-266 Karar : 2015/1547
    Tarih : 10.06.2015

    • HMK 9. Madde

    • Türkiye’de Yerleşim Yerinin Bulunmaması Hâlinde Yetki

    Taraflar arasındaki "ortaklığın giderilmesi" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda;

    Kırıkkale 2. Sulh Hukuk Mahkemesince davanın açılmamış sayılmasına dair verilen 23.05.2013 gün ve 2013/291 E., 2013/606 K. sayılı kararın incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine,

    Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 20.09.2013 gün ve 2013/11653 E., 2013/11881 K. sayılı ilamıyla;

    (...Dava, ortaklığın giderilmesi isteğine ilişkindir.

    Mahkemece, davacılar vekilinin davada taraf gösterilmeyen tapu kayıt maliklerini kendisine tanınan kesin süre içinde davaya dahil ederek adreslerini bildirmediği gerekçesi ile 6100 sayılı HMK`nın 9/1-b. 2. maddesi hükmü gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
    Karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    Dosyanın incelenmesi neticesinde mahkemece 24.06.2013 günlü 1 no`lu ara kararı ile davacıya tapu kayıtlarında malik olarak görünen tüm hissedarları davaya dahil etmesi için bir haftalık kesin süre verildiği anlaşılmıştır.

    Davacılar vekili söz konusu ihtar üzerine 06.05.2013 tarihli dilekçesi ile 38 kişiyi davaya dahil etmek üzere dilekçe vermiş, bu kişilerin adreslerini bilemediğini, adreslerinin Tapu Müdürlüğünden ve Nüfus Müdürlüğünden sorulması ya da bu kurumlardan araştırılması için kendisine yetki verilmesini istemiştir.

    Davacılar vekili kendisine yapılan ihtarın gereğini kesin süre dolmadan yerine getirmek amacıyla, 06.05.2013 tarihinde yerine getirerek tapu kayıtlarında malik görünen tüm hissedarların davaya dahil edilmeleri için başvurmuştur. Bu kadar kısa bir süre içinde 38 kişinin adreslerini tespit edip mahkemeye bildirememesi davacılara izafe edilebilecek bir ihmal olarak değerlendirilemez. Bu durumda mahkemece, 06.05.2013 tarihli dilekçede isimleri bildirilmiş olan tapu maliklerinin adresleri mahkemece araştırılarak usulünce taraf teşkili sağlanması gerekirken 26.04.2013 tarihli ihtarın gereğinin yerine getirilmediğinden bahisle HMK.nın 119/l-b,2 maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir...)

    gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

    Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

    Dava, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.

    Davacılar, Kırıkkale İli, Yahşihan İlçesi`ndeki, ada ve parsel numaraları dava dilekçesinde açıklanan, tarafların iştiraken malik bulundukları 16 adet taşınmazdaki ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesini istemişlerdir.

    Bir kısım davalılar vekili, dava konusu taşınmazların aynen taksiminin mümkün olup olmadığı konusunda araştırma yapılması gerektiğini belirterek, aynen taksimin mümkün olması halinde ortaklık taksim yoluyla giderileceğinden davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

    Mahkeme, davacı tarafın davada taraf gösterilmeyen tapu kayıt maliklerini kendisine tanınan kesin süre içinde davaya dahil ederek adreslerini bildirmediği gerekçesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu`nun 119/l-b,2. maddesi hükmü gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar vermiş; davacılar vekilinin temyizi üzerine karar Özel Dairece, yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmuştur.

    Mahkeme, önceki gerekçeleri genişletmek suretiyle ilk kararında direnmiş; hükmü davacılar vekili temyize getirmiştir.

    Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; ortaklığın giderilmesi istemine ilişkin davada, dava dilekçesinde bulunması zorunlu unsurlardan olan dahili davalıların adres bilgilerinin, verilen kesin süreye rağmen tamamlanamaması gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu`nun 119/l-b,2. maddesi gereğince davanın açılamamış sayılmasına karar verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

    Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle 6100 sayılı Kanun`un 119/1-2. maddesinde dava dilekçesinde eksiklik bulunması durumunda uygulanacak usul kuralları düzenlenmiş ise de,

    somut olayda davacılar vekilinin, dahili davalı tapu maliklerinin açık adreslerini bilmediğini süresi içinde belirttiği gözetildiğinde;

    mahkemece, 7201 sayılı Tebligat Kanunu`ndaki düzenlemeler dikkate alınarak, öncelikle 06.05.2013 tarihli dilekçede isimleri bildirilmiş olan dahili davalı tapu maliklerinin mernise kayıtlı adreslerinin saptanması, buradaki adreslerine tebligat yapılması, mernis adresleri bulunamadığı takdirde adres araştırması yapılarak, adres tesbiti yoluna gidilmesi gerektiğinden, anılan maddenin uygulama yeri bulunmadığı kurul çoğunluğunca benimsenmiştir.

    Yapılan görüşmeler sırasında, bir kısım üyelerce, 6100 sayılı HMK'nun 119/1. maddesinde, dava dilekçesinde belirtilmesi zorunlu unsurların sayıldığı, davalının ad ve soyadı ile adresinin zorunlu unsur olarak gösterildiği, aynı maddenin 2. fıkrasında ise buna uyulmamasının müeyyidesinin belirtildiği, 6100 sayılı Kanun`un 119/2. maddesi hükmünün uygulanmasının kamu düzenine ilişkin emredici nitelikte bir usul kuralı olduğu, mahkemece, bu usul kuralı çerçevesinde davacı tarafa dahili davalıların adreslerini bildirmesi için kesin süre verilmesi, bu nedenle yerel mahkeme direnme kararının değişik gerekçe ile bozulması gerektiği ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğunca yukarıda belirtilen nedenlerle benimsenmemiştir.

    O halde, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
    Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

    Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı ( BOZULMASINA ), istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine oyçokluğu ile, karar verildi.



  • YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2016/8036 Karar : 2016/8103
    Tarih : 21.09.2016

    • HMK 9. Madde

    • Türkiye’de Yerleşim Yerinin Bulunmaması Hâlinde Yetki

    Dava, nüfus kayıt düzeltim davasıdır.

    ... ... 27. Asliye Hukuk Mahkemesince, halen yurtdışında yaşayan davacının yurtdışına çıkmadan önce Türkiye'de yaşadığı yerin ... ... Adliyesi sınırları içinde olduğu tespit olunamadığından 5718 sayılı MÖHUK'un 41. ve devamı maddeleri hükümleri gereğince yetkili mahkemenin ... Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.

    ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından ise davacının açık nüfus kaydına göre yerleşim yerinin, HMK'nın 9. maddesi çerçevesinde mutat meskenin bulunduğu yer yerleşim yeri olarak kabulü ile; yerleşim yerinin "..." olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.

    Somut olayda davacı vekili, mirasbırakan ... (... oğlu)'ın ... oğlu, ... 22/06/1931 doğumlu olup ..., ..., ... köyü 38-6-185 nüfusuna kayıtlı iken Bakanlar Kurulunun 05/01/1971 tarih ve 113 sayılı kararı ile vatandaşlıktan çıkarıldığını, daha sonra vatandaşlık kayıtlarında yeniden kayıtlar düzenlenirken bu kerre eşi ...'ın nüfusa kayıtlı olduğu yer olan ..., ..., H.62, C.024/02, S.38 ... oğlu, 22/06/1934 doğumlu olarak nüfusa kaydedildiğini ve halen bu şekilde kayıtlarda yer aldığını, mirasbırakan ...'ın eski ve yeni nüfus kayıtları da gözönüne alınarak ... oğlu, ... 22/06/1931 doğumlu olup, ..., ..., ... köyü 38-6-185 nüfusuna kayıtlı kişi olduğunun tespiti ile bu şekilde nüfus kayıtlarının düzeltilmesini talep etmiştir.

    Dosya kapsamından davacının "... Devletleri"de ikamet etmekte olduğu, Türkiye’ye geldiğinde ise "... .../..." adresinde kaldığı vekilince mahkemeye sunulan vekaletname örneğinden ve beyanlarından anlaşılmaktadır. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usûl Hukuku Hakkında Kanunun 41. maddesinde “Türk vatandaşlarının kişi hallerine ilişkin davaların, yabancı ülke mahkemelerinde açılmadığı veya açılamadığı takdirde Türkiye'de yer itibariyle yetkili mahkemede, bulunmaması halinde ilgilinin sakin olduğu yer, Türkiye'de sakin değilse Türkiye'deki son yerleşim yeri mahkemesinde, o da bulunmadığı takdirde ..., ... veya ... Mahkemelerinden birinde görülür.” hükmüne yer verilmiştir.

    Davacının Türkiye’ye geldiğinde ise " .../..." adresinde kaldığı ve davacının güncel MERNİS adresinin de aynı adres olduğu anlaşıldığına göre, uyuşmazlığın ... ... 27. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir.

    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; HUMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince ... ... 27. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 21/09/2016 tarihinde oy birliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2016/5374 Karar : 2016/8020
    Tarih : 16.06.2016

    • HMK 9. Madde

    • Türkiye’de Yerleşim Yerinin Bulunmaması Hâlinde Yetki

    Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, geçerli bir icra takibinin bulunmaması sebebiyle davanın reddine karar verilmiş; karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    Davacı, davalının su kullanım hizmet bedelini ödememesinden dolayı bu alacaktan dolayı davalı aleyhine ... İcra Müdürlüğünün 2013/1837 esas sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini, davalının yetkiye ve borca kötüniyetli olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile %20 icra inkâr tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

    Davalı, alacak konusunun su kullanım hizmet bedeli olup para borcunu içermekte olduğunu, bu nedenle icra takibinin İİK'nın 50. ve HMK'nın 9. maddeleri gereği yetkili icra dairesinin kendi ikametgahı olan Finike İcra Dairesi olduğunu icra dairesinin yetkisizliğine karar verilmesini, ayrıca borcunun olmadığını belirterek davanın esastan reddini istemiştir.

    Mahkemece, icra takibinin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığı, dolayısıyla geçerli bir icra takibinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

    Somut olayda, icra takibi,... İcra Müdürlüğünde yapılmış ve tebliğ edilen ödeme emri üzerine davalı-borçlu, hem borca hem de icra dairesinin yetkisine itiraz etmiş, davacı tarafından itirazın iptali davası açılmıştır. Takip tarihinde yürürlükte olan ve İİK'nın 50/1. maddesi atfı ile uygulama yeri olan HMK'nın 10. maddesi uyarınca, sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklarda, dava veya icra takibi sözleşmenin (borcun) yerine getirileceği (ifa edileceği) yer icra dairesinde ya da mahkemesinde de açılabilir. Sözleşmenin yerine getirileceği yer, öncelikle yanların açık ya da örtülü isteğine göre belirlenir. Tersi durumda ise, sözleşmenin yerine getirileceği yer takip tarihinde yürürlükte olan Borçlar Kanunu uyarınca saptanır. Öyle ki, davanın konusu, varlığı inkar edilmeyen sözleşmeden doğan bir para borcu olup da, sözleşmede aksi kararlaştırılmamış ise, bu para borcu, götürülecek borçlardan olduğundan alacaklının ödeme zamanındaki ikametgahında ödenir. Alacaklı bu para borcunun ödenmesi için kendi ikametgahında takip ya da dava açabilir. YHGK'nın 16/02/2005 tarih ve 19-63 esas, 61 karar sayılı ilamı ile Dairemizin 20/02/2014 tarih ve 2013/8119 esas, 2014/1368 karar sayılı ilamı bu yöndedir. Ayrıca dava, davalının su kullanım bedelini ödememesinden kaynaklanmaktadır. Davalının sulama yaptığı taşınmaz ... ilçesinde yer almaktadır. Dolayısıyla... icra daireleri de yetkilidir. Bu durumda davacı, davalının yerleşim yerinde veya taşınmazın bulunduğu yer olan... icra dairelerinde icra takibi başlatabilir.

    Somut olayda, davalı-borçlunun taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin varlığına itirazı bulunmadığına, bu durumda davalının para borcu edimi yönünden borcun ifa edileceği yer, ayrıca taşınmazın bulunduğu yer ... olduğuna ve icra takibi de...'ta yapıldığına göre,... icra daireleri de yetkili olup, itirazın iptali davasının görülmesi koşulları oluştuğundan, esasa girilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

    SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 16/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 14. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2015/2643 Karar : 2015/9929
    Tarih : 5.11.2015

    • HMK 9. Madde

    • Türkiye’de Yerleşim Yerinin Bulunmaması Hâlinde Yetki

    Davacı, murisinin terekesinin borca batık olduğunun tespiti ile mirasın hükmen reddine karar verilmesini talep etmiştir.

    Mahkemece, yetkisizlik kararı verilmiştir.

    Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    Dava, terekenin borca batık olduğunun tespiti hukuksal nedenine dayalı olarak TMK'nın 605/2 maddesi gereğince açılan mirasın hükmen reddi davasıdır. Ölüm tarihinde murisin ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise miras reddedilmiş sayılır (TMK m. 605/2). Mirasçılar TMK'nın 610. maddesinde yazılı haller bulunmadıkça yani mirası zımnen kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir. TMK'nın 606. maddesinde belirtilen süre bu davada uygulanmaz. Dava alacaklılara husumet yöneltilerek görülür. Bu davada yetkili mahkeme ise alacaklıların davanın açıldığı zamandaki ikametgahı mahkemesidir. Ayrıca TMK'nın Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 39/2 fıkrası gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulması zorunludur.

    Bir davada olayları açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme hakime aittir (HMK m. 33). Dava dilekçesi içeriğine göre dava, ölüm tarihinde murisin ödemeden aczinin tespiti isteğine ilişkindir. TMK'nın 605/2 maddesi gereğince bu tür davalar için özel bir yetki belirlenmemiştir. Öte yandan TMK'nın 576 ve HMK'nın 11. maddesinde sayılan dava türlerinden de değildir. O halde, kesin yetki söz konusu olmayıp, davanın HMK'nın 9. maddesindeki genel yetki kuralına göre belirlenmesi gerekmektedir. Bir başka anlatımla mirasın hükmen reddinin tespiti hakkındaki davalarda yetkili mahkeme davalının yerleşim yeri mahkemesidir.

    Somut olayda; davalı-alacaklının ikametgahı ''...... Bulvarı No:.... ....../İzmir'' olduğuna göre ..... Asliye Hukuk Mahkemesinin yetkili olduğu gözetilmeksizin mahkemenin yetkisizliğine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.

    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.11.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi



  • YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2014/18730 Karar : 2015/7822
    Tarih : 28.05.2015

    • HMK 9. Madde

    • Türkiye’de Yerleşim Yerinin Bulunmaması Hâlinde Yetki

    Davacı vekili, müvekkilinin davalı ile bayilik sözleşmesi konusunda anlaştıklarını ve davalıya 80.000,00 TL bedelli avans çeki verildiğini, davalının sözleşmeyi imzalamadığı ve çeki de iade etmediğini belirterek anılan çek nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

    Davalı vekili, yetki itirazında bulunarak davanın reddini istemiştir.

    Mahkemece, davalı tarafından sözleşme ilişkisinin inkar edildiği, çeke dayalı icra takibi de yapılmadığı bu nedenle yetkili mahkemenin HMK'nın 9. maddesi uyarınca davalı yerleşim yeri mahkemesi olduğu gerekçesi ile yetkisizlik kararı verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    Dava çeke dayalı menfi tespit davası olup, dava tarihi itibariyle girişilmiş bir icra takibi bulunmamaktadır. İcra takibinden önce açılan menfi tespit davalarında yetkili mahkeme genel yetki kurallarına göre belirlenir. Dava konusu çekte ödeme yeri ... olduğuna göre Konya mahkemeleri de yetkili bulunmaktadır. O halde mahkemece yetki itirazının reddi ile işin esasına girilerek iddia ve savunma çerçevesinde deliller toplanıp hep birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 28.05.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2015/6220 Karar : 2015/6117
    Tarih : 27.04.2015

    • HMK 9. Madde

    • Türkiye’de Yerleşim Yerinin Bulunmaması Hâlinde Yetki

    Davacı vekili, davalının işleteni olduğu aracın, davacıya ait araca çarparak hasarlanmasına neden olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 6.300,00 TL maddi tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

    Davalı ... vekili, davanın, müvekkilinin ikametgahı olan .. ilinde görülmesi gerektiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

    Mahkemece, HMK'nın 9. maddesi uyarınca her davanın kanunda aksine hüküm bulunmadıkça açıldığı tarihte davalının ikametgahı sayılan yer mahkemesinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle dava dilekçesinin yetki yönünden reddine, karar kesinleştiğinde talep halinde dosyanın görevli ve yetkili .. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.

    6100 sayılı HMK.nın 16.maddesi hükmü gereğince, haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.

    Somut olayda, davacı şirketin ticaret siciline kayıtlı olduğu adresin ve ticaret merkezinin..olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. HMK.nın 16. maddesi hükmüne göre davacının yerleşim yeri mahkemesi de, yetkili mahkemeler arasında bulunduğundan, davalı tarafın yetki itirazının reddine karar verilip işin esasına girilerek sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu biçimde mahkemenin yetkisizliğine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

    SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 27/04/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.