HMK Madde 5



  • Genel Kural

    HMK Madde 5

    (1) Mahkemelerin yetkisi, diğer kanunlarda yer alan yetkiye ilişkin hükümler saklı kalmak üzere, bu Kanundaki hükümlere tabidir.




  • HMK Madde 5 Gerekçesi

    Medenî yargılama alanında görev yapan mahkemelerin yetkisi, Anayasanın 142 nci maddesine uygun olarak, bu Kanunla düzenlenmiştir. Diğer taraftan, 1086 sayılı Kanun dışında, özel kanunlardaki yetkiye ilişkin kurallar, kesin yetki kuralı olarak öngörülmediği takdirde genel yetki kuralı ile beraber seçimlik bir yetki kuralı oluşturacaktır. Bu sebeple özel kanunlardaki yetkiye ilişkin hükümler saklı tutulmuştur.

    Maddedeki “diğer kanunlar” terimi Anayasa ile uluslararası antlaşmaları da kapsar şekilde, geniş anlamda kullanılmıştır.



  • HMK 5. Madde Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY 23. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2016/6008 Karar : 2017/919
    Tarih : 23.03.2017

    • HMK 5. Madde

    Davacı vekili, müvekkilinin davalı-borçlu ...'in kullanmış olduğu ihtiyaç kredisinden doğan borcu nedeniyle hakkında Kozan İcra Müdürlüğü'nün 2014/2096 E. sayılı dosyasından takibe geçildiğini, ödeme emri kesinleştikten sonra borçlunun çalışmakta olduğu ... Posta İşletme Merkezi Müdürlüğü'nden almakta olduğu maaşının haczi için yazılan yazıya verilen cevapta maaş haczinde davalı alacaklı dosyasının birinci sırada bulunduğunu bildirdiklerini, işbu yazı cevabının İİK'nın 138 ve devamında düzenlenen sıra cetveli yerine geçeceğini, davalı alacaklının takip dayanağını oluşturan bononun gerçeği yansıtmadığını, gerçekte böyle bir alacak borç ilişkisi olmadığını ileri sürerek, maaş haczinde alacaklarının birinci sıraya alınmasını talep ve dava etmiştir.

    Davalı ... vekili ve ..., davanın reddini istemiştir.

    Mahkemece, tüm dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; sıra cetveline itirazın yedi gün içinde takibin icra edildiği yer mahkemesinde yapılacağı, icra takibi Cihanbeyli İcra Müdürlüğü'nün 2014/136 E. sayılı dosyası olduğundan görevli ve yetkili mahkemenin Cihanbeyli Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle, yetkisizlik kararı verilmiştir.

    Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

    İİK'nın 140/1. maddesinde İcra Müdürlüğü'nce hangi hallerde haciz sıra cetveli düzenleneceği belirtilmiştir. Maddeye göre haciz sıra cetvelinin düzenlenebilmesi için satış tutarının bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemeye yetmemesi gerekir. Bu madde uyarınca düzenlenen bir sıra cetvelinde, hacizlere ilişkin takip dosyası (takip tarihi, haciz tarihi, alacak miktarı gibi) bilgilerine, ipotek veya hapis hakları varsa bu hakların tesis edildiği tarihlere ve dayanak bilgilerine yer verilmesi gerekir. Somut olayda, icra dosyasına intikal etmiş bir para bulunmamaktadır. İİK'nın 83/2. madde hükmüne göre, maaş üzerinde birden fazla haciz varsa bunlar İcra Müdürlüğü'nce sıraya konur ve sırada önde olan haczin kesintisi bitmedikçe sonraki haciz için kesintiye geçilemez. Açıklanan bu durum karşısında İcra Müdürlüğünce yapılan maaş hacizlerinin ve yapılması gereken kesintilerin İİK'nın 355. madde hükmü uyarınca bildirilmesi üzerine ... Posta İşletme Merkezi'nce bu madde hükmü uyarınca düzenlendiği anlaşılan ve maaş hacizleri ile ilgili yapılan sıralamanın İİK'nın 140/1. maddesinde tanımlanan sıra cetveli niteliğinde olduğundan söz edilemez. Dairemizin 14.01.2014 tarih ve 2013/7887 E., 2014/82 K. sayılı ilamı bu yöndedir.

    Bu durumda mahkemenin Posta Müdürlüğü'nce yapılan bu sıralamanın İİK'nın 140/1. maddesi uyarınca İcra Müdürlüğü'nce düzenlenen sıra cetveli niteliğinde olduğu kabul edilerek, aynı Kanun'un 142/1. maddesi uyarınca yetkili mahkemeyi belirlemesi doğru olmamıştır. Zira, 04.06.1958 gün ve 15/6 sayılı İBK'da da belirlendiği gibi, HMK'nın 24/1, 25, 26,30 ve 33. (HUMK'nın 74,75 ve 76.) maddeleri gereğince hakim, tarafların ileri sürdükleri maddi vakıalar, bunlara bağlı netice-i taleplerle bağlı ve fakat hukuki tavsiflerle bağlı olmayıp, kanunları re'sen uygulamakla ve neticeye vardırmakla yükümlüdür.

    Bu durumda mahkemece, davanın dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 19. (818 sayılı BK'nın 18 ) maddesinde düzenlenmiş muvazaa iddiasına dayalı iptal istemine ilişkin olduğunun kabulü ile uyuşmazlıkta HMK'nın 5. ve devamı maddeleri uyarınca yetkili mahkemenin ... Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gözetilerek uyuşmazlığın esasının çözümlenmesi gerekirken, davanın tavsifinde yanılgıya düşülerek, yazılı şekilde hüküm kurulması, bozmayı gerektirmiştir.

    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 23.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2014/20865 Karar : 2016/10822
    Tarih : 20.06.2016

    • HMK 5. Madde

    Davacı 3. kişi vekili, müvekkillerinin bu icra takibi ile hiç bir ilgilerinin olmamasına rağmen borçlu firmanın borçlarından dolayı müvekkiline hacze gelinerek kendilerine ait bir çok menkulün haczedildiğini, haczedilen menkullerin kendilerine ait olduğunu belirterek istihkak davalarının kabulü ile mahcuzlar üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

    Davalı alacaklı vekili süresi içinde verdiği cevap dilekçesinde, davanın asıl icra takibi yapılan yerdeki icra mahkemesinde açılması gerektiğini belirterek yetki itirazında bulunmuş ve devamında davanın reddini istemiştir.

    Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davalının yetki itirazında bulunduğu, davaya bakma yetkisinin...Mahkemeleri olduğu gerekçesi ile mahkemenin yetkisizliğine karar vermiş bu karar davacı 3. kişi tarafından temyiz edilmiştir.

    Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.

    Dava, 6100 sayılı HMK`nun yürürlüğe girmesinden sonra açılmış olup bu Kanun’da 1086 sayılı HUMK’nun 512. maddesine paralel bir düzenleme getirilmemiştir. Bu durumda İİK’nun yetkiye ilişkin 4 ve 50. maddeleri ayrıca 6100 sayılı HMK’nun 5 ve 6. maddeleri uyarınca genel yetki kuralının uygulanması gerekir. Buna göre istihkak davalarının asıl icra takibinin yapıldığı yer mahkemesi ile davalının yerleşim yeri mahkemelerinde açılması mümkündür. HMK’nun 7/1. maddesi gereğince davalının birden fazla olması halinde davanın, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılması mümkündür. Aksi halde HMK’nun 19, 331. maddeleri uyarınca yetkisizlik kararı verilmesi gerekir.

    Davalı alacaklı taraf cevap dilekçesinde yetki itirazında bulunmuştur. Davalı borçlunun yerleşim yeri Konya sınırları içinde olup, dava da yine davalı borçlunun yerleşim yeri olan Konya`da açılmıştır. Bu durumda yetki itirazının reddi ile işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması hatalı olmuştur.

    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, İİK`nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 20.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 15. HUKUK DAİRESİ
    Esas: 2015/4638 Karar: 2015/5309
    Tarih: 23.10.2015

    • HMK 5. Madde

    Dava, ayıptan kaynaklanan iş bedelinin tahsili için başlatılan takibe itirazın iptâline ilişkin olup, mahkemece Yeşilhisar İcra dairesinde yapılmış bir icra takibi bulunmadığından davanın usulen reddine dair verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    Davacı yüklenici vekili, müvekkili şirketin işverenin İller Bankası olan Yeşilhisar atıksu arıtma tesisi işini üstlendiğini, taahhüdünde bulunan işin beton temininin davalılardan M. Y. tarafından yapıldığını, ancak M. Y.'ın verdiği belgelerden diğer şirketlerin de sorumlu olduğunun anlaşıldığını, davalıdan sipariş edilen C 30-37 sınıfı betonun 7 günlük numunesi üzerinden yapılan deney sonucunda sınıfının değerini sağlamadığını, C15 ( düşük dozlu ) beton sınıfına eşdeğer sonucu vermesi üzerine idareler nezdinde yapılan itirazlar sonucunda betondan 28 günlük karot numunesi alınmasının kabul edildiği ve davalı şirket yetkilisi huzurunda alınan numunelerin C 30-37 şartlarını sağlamadığının anlaşıldığını, bunun üzerine 2 nolu havuzların ivedi olarak yıkılması ve projenin sözleşme şartnamesindeki imalât esasına uygun olarak yeniden yapılması talebi üzerine havuzların yıkıldığını, yıkım nedeniyle müvekkili şirketin toplam 26.630,00 TL zarar gördüğünü, 20.08.2013 günlü noter kanalıyla davalılara ihtarname çekilmesine rağmen davalılarca bir ödeme yapılmadığını, davalı A... Ltd. Şti.'ne de tebligat yapılamadığını, alacağın tahsili için takip başlattıklarını, takibe itiraz edildiğini, haksız itirazın iptâli ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir.

    Davalılar vekili icra dosyasında yetki itirazları bulunduğunu, davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.

    Mahkemece, Yeşilhisar Asliye Hukuk Mahkemesi kaza çevresinde icra takibi yapılmadığından davanın usulden reddine karar verilmiştir.

    Uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Mahkemece Yeşilhisarda usulüne uygun bir takip bulunmadığından davanın usulen reddine karar verilmiştir.

    Mahkemece öncelikle incelenmesi gereken icra takibinin yetkili yerde yapılıp yapılmadığı hususudur. İİK'nın 50. maddesi uyarınca icra dairesinin yetkisi incelenirken HMK'nın yetkiye ilişkin hükümleri kıyasen uygulanacaktır.

    Yetki kuralları incelenirken davanın özelliğini de gözönünde tutmak gerekmektedir. Nitekim taşınmazın aynına ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin yetkisi kesin niteliktedir ( 12.maddesi ). Öte yandan sözleşmeye dayalı alacak davalarında ise, kesin yetkinin bulunmadığı hallerde tarafların tacir veya kamu tüzel kişisi olmaları halinde HMK'nın 7. maddesi gözetilerek yetki sözleşmesi yapılabilir.

    Eser sözleşmelerinde ise, genel yetki kuralı, HMK'nın 6. maddesi uyarınca davalının yerleşim yeri mahkemesi ( takip yönünden ise icra dairesi ), aynı zamanda özel yetki kuralı uyarınca ( HMK'nın 10. maddesi ) sözleşmenin ifa yeri mahkemesi ( icra dairesi ) de yetkilidir. Bu durumda takibin davalılardan birinin ikametgahında yapılabileceği gibi, sözleşmenin ifa yerinde de takip başlatılabilir. Tacirler arasında yetki sözleşmesi de az yukarıda açıklandığı üzere kesin yetki istisnası dışında mümkündür.

    Somut olayda da; Kayseri 4. İcra Müdürlüğü'nün 2014/5462 Esas sayılı takip dosyasında alacaklı şirketin davalı borçlular A... Mimarlık Mühendislik, E... Limited şirketleri ve M. Y. hakkında takip başlattığı, takibe 08.05.2014 tarihinde borçlular vekilince itiraz edildiği, takibin durduğu ve eldeki bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Takipte borçluların adresi Yeşilhisar/Kayseri olarak gösterilmişse de, davalı borçlulardan A... Limited Şirketi'nin merkez adresinin Kocasinan/Kayseri adresine taşındığı ve Ticaret Sicili Gazetesi'ne de ilan için yazıldığı adres değişikliğinin 13.01.2005 tarihinde tescil edildiği anlaşılmaktadır. Sözleşmeye dayalı bulunan davalarda sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi ( icra dairesi ) yetkili olabileceği gibi, davalının ikametgahı mahkemesinde de dava açılabilecek ve takip yapılabilecektir. Davalılardan A..ın ikametgahı Kayseri olduğuna göre doğru yerde takip açılmıştır. Bu durumda davalı borçlulardan A...'ın adresi Kayseri olup, İİK'nın 50. maddesi delaletiyle HMK'nın 6. maddesi uyarınca genel yetkili icra dairesinde takip başlatabilecektir. HMK'nın 7. maddesi de birden fazla davalı bulunması halini düzenlemekte, birden fazla davalı bulunması halinde bunlardan birinin ikametgahı mahkemesinde dava açılabileceği, ( açısından da takip yapılabileceği ) öngörülmüştür. Öte yandan davacının kötüniyetli olduğu da iddia edilmemiş olup, ayrıca takibin Kayseri de yapılması halinde Yeşilhisar Mahkemesi nezdinde bir takip yapılması zorunlu olmayıp, itirazın iptâli davasının Yeşilhisar'da açılmasına engel bir hal bulunmamaktadır. İtirazın iptâli için yetkili mahkeme, HMK'nın 5 ve devamı maddelerine göre belirlenir. Zira usul yasamızda, itirazın iptali davası ile ilgili özel yetkili bir mahkemenin varlığı kabul edilmemiştir. Oysa borçtan kurtulma davası ( İİK'nın 69/II, ) menfi tesbit ve istirdat davaları ( İİK'nın 72 /VIII, İİK. 89/III ) için özel yetki hükümleri kabul edilmiş, bu davaların icra takibinin yapıldığı icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği düzenlenmiştir. Ancak itirazın iptâli davaları için az yukarıda açıklandığı üzere özel bir yetki kuralı getirilmediğinden HMK'nın yetkiye ilişkin düzünlemeleri tatbik edilecektir. Davalılardan bir kısmının Yeşilhisar'da ikamet ettikleri anlaşıldığından yetkili mahkemede dava açıldığı gözetilmelidir.

    Bu durumda mahkemece yetkili yerde takip başlatıldığı ve yetkili mahkemede de dava açıldığı anlaşıldığından işin esasının incelenerek taraf delilleri toplanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.

    SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekili tarafından temyiz olunan kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 23.10.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.